| Elliott'un da senin gibi bir savaş kahramanı olup olmadığını sordu. | Open Subtitles | لقد عاد إلى المنزل و هو يريد أن يعرف ما إذا كان إليوت بطل حربٍ مثلَك |
| Kuruldaki ibneler senin gibi bir zengin çocuğu görecekler, hikâyene ağlayacaklar, kalpleri yumuşayacak. | Open Subtitles | أولئكَ اللعينين في المجلِس يرونَ ولداً غنياً مثلَك يبكي و يُخبرهُم قصتَك، و ستذوبُ قلوبهم الصغيرة |
| Doğduğumdan bu yana hayattım bok gibi gitti, ve senin gibi güvenebileceğim bir kardeşim de olmadı. | Open Subtitles | لم تكُن حياتي سوا القذارة منذُ أن وُلِدت و لم يكُن لديَ أخٌ أستندُ عليه مثلَك |
| senin gibi iyi birisinin gereksiz bir darbe almasından nefret ederim. | Open Subtitles | لكني أُقدرُ لكَ اهتمامَك حسناً، أكرهُ رُؤيةَ رجلٍ جيد مثلَك يسقُط بدون ضرورَة |
| Genç mahkûmlar senin gibi büyük oyuncuları örnek alıyorlar. | Open Subtitles | يتطلعُ السجناء الأصغَر إلى لاعِب كُرَة سلَة مشهور مثلَك |
| Tüm Latine kötü şöhret getiren senin gibi öfkeli serserileri gördüm. | Open Subtitles | و رأيتُ مغرورين مثلَك يُسيؤونَ لسُمعةِ جميع اللاتينيين |