| konuşmamızı... konuşmamızı tekrar tekrar düşünüyorum da, ve ben... ben işimi seviyorum. | Open Subtitles | لقد كنت أعيد التفكير بشأن محادثتنا ,مجدداً ومجدداً في رأسي وأنا أحب.. |
| Belki de önceki konuşmamızı anlamadınız. | Open Subtitles | أو لربّما أنت لم تجمع ذلك من محادثتنا السابقة. |
| Bu kadardı. konuşmamız acele ve garipti. | TED | كان هذا كل شيء، فقد كانت محادثتنا مربكة ومستعجلة. |
| Şu son konuşmamız... | Open Subtitles | محادثتنا الأخيرة، الواحدة اللتي قد أخبرتني فيها عن الذي لم تحبيه عني. |
| Sizinle son konuşmamızdan sonra bazı şeyleri kontrol ettim. | Open Subtitles | بعد محادثتنا الأخيرة أنا عملت بعض التدقيق. |
| Şu anda dışarıda, minibüsün içinde, konuşmamızı kelimesi kelimesine dinleyenler dışında ahbap. | Open Subtitles | الموجودون خارجا بالسيارة يسجلونن كل كلمة فى محادثتنا يا أخ |
| konuşmamızı bitirmek için benimle eve gelmek istermisin? | Open Subtitles | انت تريد القدوم معي لذلك هل ننهي محادثتنا ؟ |
| Biliyorsun, seni asla benim hücremin yanına koymazlardı, eğer konuşmamızı dinlemek istemeselerdi. | Open Subtitles | تعرفين بأنهم لن يضعونكِ في زنزانة قريبة من زنزانتي مالم يكونوا راغبين بسماع محادثتنا |
| Güzel deneme. Sadece geçen gece kalan konuşmamızı tamamlamaktan kurtulmaya çalışıyorsan. | Open Subtitles | ، محاولة جيدة تحاولين تجنب إنهاء محادثتنا لتلك الليلة |
| Anlayamadım. Dünkü konuşmamız sırasında uyuyor muydun? | Open Subtitles | لا أفهم هذا , هل كنت نائما خلال محادثتنا ليلة البارحة |
| Son konuşmamız beni rahatsız etti. | Open Subtitles | لكني لم أحب الطريقة التي أنتهت بها محادثتنا |
| Grimes sabahki konuşmamız hakkında düşündün mü? | Open Subtitles | لذا جرايمز لذا هل لديك شىء جديد عن محادثتنا فى الصباح ؟ |
| Son konuşmamızdan sonra biraz boşluk istersin diye düşündüm. | Open Subtitles | لقد اكتشفت بأنه بعد محادثتنا الاخيره يمكنك ان تستغل بعض الفراغ |
| Belli ki konuşmamızdan kötü ve yanlış şeyler çıkarmış. Ama koca bir yanlış anlaşılmaydı. | Open Subtitles | من الواضح أنه فهم محادثتنا بشكل خاطئ لكن الأمر برمته كان مجرّد سوء فهم |
| Anne, öğlen yaptığımız konuşmayı unutabileceğini.. | Open Subtitles | أمي، توقّعت أنك ستنسين محادثتنا هذا المساء، |
| Çünkü sokakta elinde konuşmamızın geçersiz olacağına dair bir belgeyle beni sıkıştırdı. | Open Subtitles | لأنها التقطتني من الشارع بمستند يقول ان محادثتنا لن تدرج في المحاكمة |
| Ölümünden önceki son konuşmamızda, beni dünyada mutlu edecek herhangi bir yere gitmem konusunda cesaretlendirdi. | TED | في محادثتنا الأخيرة قبل وفاتها، شجعتني أن أذهب إلى أي مكان في العالم يمكنه أن يجعلني سعيدة. |
| İçeri girdik ve en başta Sohbetimiz gerçekten iyi gitmiyordu ama o bir sürü yemek sipariş ediyordu. | TED | و ذهبنا، و منذ البداية لم ننسجم محادثتنا لم تحلق بعيدا، لكنه كان يطلب الكثير من الطعام. |
| Bu bizim son görüşmemiz olabilir, doğru mu? | Open Subtitles | قد تكون هذه محادثتنا الأخيرة معاً، صحيح؟ |
| Bir sonraki sohbetimizi, ya da çene çalışımızı dört gözle bekliyorum. | Open Subtitles | أتطلع قدماً لحديثنا التالي.. أو محادثتنا الشكلية |
| Server yığının ortasına oturmuş biri konuşmalarımızı dinlemiyor. | Open Subtitles | ليس هناك شخص جالس قرب مئات السيرفيرات و متفرّغ لسماع محادثتنا |
| Aranızda geçenlerle ilgili ne bir kayıt ne de bir konuşma söz konusu. | Open Subtitles | لا يوجد أي دليل بإستثناء محادثتنا وبإعتبارأنهاأجهضت.. |
| -Guy, hey seni arayıp bugünkü konuşmanın faydası olduğunu söylemek istedim sadece. | Open Subtitles | غاي , أهلا أردت فقط الاتصال وقول أن محادثتنا اليوم كانت مفيده جدا |
| Dersten sonra konuştuklarımız üzerinde düşündün mü? | Open Subtitles | لذا، أفكّرَك بشأن محادثتنا الصَغيرة بعد الدرسِ؟ |
| Daha önce yaptığımız konuşmadan mutsuzluk duydum. Ve ben.. | Open Subtitles | لقد كنت حقاً غير سعيدة من محادثتنا التي ... دارت في وقت سابق, وأنا |
| sohbetimizin keyifli olması için bir takım kılavuz ilkelerden faydalandık. | TED | ولكننا صغنا قواعد لكي تبقى محادثتنا راقية للمستوى المطلوب |