| Yaptığın şeylerin her şeyi kaçınılmaz hale getireceğini mi sanıyorsun? | Open Subtitles | هل تظن ان كل ماتفعلة هذا سيجعل الأمر محتوماً لك ؟ |
| Sanırım bu kaçınılmaz bir şey. | Open Subtitles | أتوقع بأن ذلك كان أمراً محتوماً |
| kaçınılmaz. | Open Subtitles | كان أمراً محتوماً |
| Ama zaten bu kaçınılmazdı, değil mi? | Open Subtitles | بعد كل ذلك .. لقد كان أمراً محتوماً اليس كذلك؟ |
| Affınıza sığınırım. Gecikmem kaçınılmazdı. | Open Subtitles | أستميحكم عذراً، تأخيري كان أمراً محتوماً |
| Bunun birgün olacağını biliyordum. kaçınılmazdı. | Open Subtitles | كنت أعرف أن هذا سيحدث يوماً ما، كان أمراً محتوماً |
| En nihayetinde eğer beynim, katı doğa kanunlarını izliyorsa, belki de seçtiğim yol, önceden belirlenmişti. | Open Subtitles | في النهاية, إذا كان عقلي يخضع للقوانين الطبيعية الصارمة ربما أن الطريق الذي اخترته كان محتوماً |
| Sanki kaçınılmaz gibiydi. | Open Subtitles | وكأنه كان محتوماً |
| Hayır ama kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. | Open Subtitles | لا, لكنني اظن انه كان محتوماً |
| Bu kaçınılmaz gibi görünüyor. | Open Subtitles | يبدو ذلك محتوماً. |
| - kaçınılmaz değil. | Open Subtitles | -إنه ليس محتوماً. وأستطيع إيقافه . |
| kaçınılmaz. | Open Subtitles | بل محتوماً |
| Bir yanım bu kaçınılmazdı zaten diyor. | Open Subtitles | يعتقد جزء منـّي أنـّه كان أمراً محتوماً. |
| Ben gerçekçi bir adamım, yakalanmam kaçınılmazdı. | Open Subtitles | أنا رجلٌ عملي القبض علي كان أمراً محتوماً |
| Siz ikinizin yollarının kesişmesi kaçınılmazdı. | Open Subtitles | كأن أمراً محتوماً بأن يتلاقى هدفيكما |
| kaçınılmazdı. | Open Subtitles | لقد كان أمراً محتوماً |
| Buraya gelmeniz kaçınılmazdı. | Open Subtitles | بدا أمراً محتوماً حضورك هنا |
| Kaçan bir hükümlüye rağmen, Charles'ın kaderinden dünyanın bir numarası olmak önceden belirlenmişti. | Open Subtitles | بغض النظر عن المجرم الهارب, قدر تشارلز بأن يكون رقم واحد في العالم يبدو محتوماً. |