| Sonsuza kadar sürüyor, bir okyanus zamanı gibi. | Open Subtitles | انها تمتدّ إلى الأبد، مثل محيط من الوقت. |
| Avcılarla dolu bir okyanus, tek istedikleri bir sonraki et. | Open Subtitles | انها محيط من الحيوانات المفترسة, جميعهم يبحثون عن اللحم |
| Çelik ve ateşten bir okyanus tarafından ülkesinden ve sevdiği kadından koparılmış ev hapsindeki biri gibi hissediyorum. | Open Subtitles | أشعر وكأنه رجل تحت الإقامة الجبرية. قطع من بلدي وامرأة أحب، و من محيط من الفولاذ والنار. |
| Arthur sanki aralarında ilgisizliğin okyanusu uzanıyormuşçasına onu sürekli gölge gibi izliyordu. | Open Subtitles | آرثر ينظر إليها دائماً مثل ظل يخفي المنظر أمامه كما لو أن محيط من اللامبالاة قائم بينهم |
| Küçük bir yer, büyük bir kalabalık, alkol okyanusu ve onca yol kat ederek takımlarını desteklemeye gelen fanatik taraftarlar var. | Open Subtitles | فالمكان صغير على جمهور هائل معهُ محيط من الكحوليات و يوجد بعض المناصرين الغرباء المتهورين الذين قدموا من مسافة بعيدة ليناصروا فريقهم |
| Virgo'da toplanmış iki bin galaksi okyanustaki küçük bir su damlası gibidir. | Open Subtitles | مجموعة فيرغو من 2000 مجرة هي قطرة صغيرة في محيط من المجرات |
| Annen, kömür dolu bir okyanustaki tek pırlanta. | Open Subtitles | أمك الماسه في محيط من الفحم. |
| Ailem beni ve kardeşlerimi öğütlerinin zırhlarıyla, bir okyanus dolusu alarmla korudurlar ki birisi gelip soluğumuzu çalmasın, bu deriyi bir hatıra yapmasınlar diye. | TED | أنشأنا أبواي، أنا وأخوتي، في درع النصيحة، محيط من أجراس الإنذار حتى لا يستطيع أحد سرقة النفس من رئاتنا، وحتى لا يستطيع أحد جعل هذا الجلد ذكرى. |
| Tabii ki sana da bir okyanus dolusu bira alabiliriz. | Open Subtitles | وتكفي بالطبع، لتشتري لك محيط من الكحول. |
| Epi , nalokson , vasopresin, lidokain bir okyanus . | Open Subtitles | ادرينالين,النالوكسون، فاسوبريسين و محيط من ليدوكايين(بنج موضعي)ّ |
| Keşfedilmeyi bir bilgi okyanusu vardır. | Open Subtitles | هناك محيط من المعرفة يتم اكتشافها. |
| Lastik okyanusu. | Open Subtitles | محيط من الإطارات المستوية |
| Bu bir çiçek okyanusu gibi. | Open Subtitles | مثل محيط من الزهور |