| - korkusunu hafifletmeli ve bizimle işbirliği yaparsa, en azından hayatta kalacağına onu inandırmalıyız. | Open Subtitles | يجب أن نُخفف من مخاوفه بأن نجعله يعتقد أنه إذا تعاون علىالأقلستنقَََذحياته. |
| Sanırım her ikisi de. Bence kimse korkularıyla ve şüpheleriyle baş başa kalmamalı. | Open Subtitles | أعتقد أن الأمران معاً لا ينبغي لأحد أن يكون وحيداً مع مخاوفه وشكوكه |
| Çünkü hayallerini ve korkularını paylaşmaktan korkmayan birileriyle vakit geçirmek güzel oluyor. | Open Subtitles | من الرائع قضاءُ الوقت مع شخصٍ لا يخشى مشاركةَ أحلامه و مخاوفه. |
| Bütün hayati organları durdu, sanki hayat ışığı, ...aşkları, nefretleri, inancı ve korkuları alınmış gibi. | Open Subtitles | أعني، كل أعضائه الحيوية توقفت ببساطة كمالوأن بريقحياته.. حبه و كراهيته، إيمانه و مخاوفه قد .. |
| ..ama tam on ikiden vurdu! Cesurca, değil mi? korkusuyla yüzleşti. | Open Subtitles | إنه نوع من الشجاعة تلك الطريقة التى واجه فيها مخاوفه |
| Kaybedeb, bir saat boyunca kendinden bahseder, hayallerinden, ve korkularından. | Open Subtitles | الخاسر سيكون عليه أن يتكلم عن نفسه لساعةٍ من الزمن عن آماله... و مخاوفه |
| Onun en büyük korkusu onu Felç, onu işgal tutmak, ve biz bir yere dünya dönen daha yakın bir adım olacak en az tekrar bir şans sahip olduğu kötü. | Open Subtitles | أرعبه بأعظم مخاوفه دعه متأثر و سنكون على بعد خطوة لإعادة العالم إلى مكان حيث الشر لديه على الأقل فرصة أخرى |
| Ama bazen insan, korkularının üstesinden gelmelidir. | Open Subtitles | في بعض الأحيان، هناك دائما رجـل يتغلب على مخاوفه |
| Onların endişelerini belirtti, ama halkta yöneticileri destekledi | Open Subtitles | وأعربوا عن مخاوفه ، ولكن وأعربوا عن تأييدهم للادارة في الاماكن العامة. |
| Tüm korkusunu unutan küçük yavru, olaya katılmak için ilerliyor. | Open Subtitles | ،بنسيان جميع مخاوفه يتزاحم الصغير للانضمام |
| Brick, topa vurma korkusunu tamamen yenmişti. | Open Subtitles | بريك تغلب على مخاوفه جول ركل الكرة .. ولن يستطيع فعلها مجددا .. |
| Ama şu an için buradan çıkmaya çok kararlı ve o kararlılık korkusunu bastırıyor. | Open Subtitles | لنه قرر الخروج من هنا وحتى الآن ذلك المصير يتغلب على مخاوفه |
| Bu arada et paketleme bölgesinde korkan başka bir erkek korkularıyla yüzleşmeye hazırlanıyordu. | Open Subtitles | ووسط المدينة، في منطقة تعليب اللحوم... ... رجل آخر بالرعب تستعد لمواجهة مخاوفه. |
| korkularıyla kraşı karşıya kalıyor ve korkacak hiçbirşey olmadığını anlıyor. | Open Subtitles | ليواجه كل مخاوفه و ليدرك انه ليس هناك ما يدعو للخوف. |
| korkularıyla yüzleşene kadar dışarı çıkmasına müsaade etmedi. | Open Subtitles | لقد رفض أن يتركه يخرج قبل أن يواجه مخاوفه |
| Biz sadece ailesinin güvenliği ve sağlığı ile ilgili korkularını dindiriyorduk. | Open Subtitles | كنا نحن ليس الا تهدئة مخاوفه عن عائلته في الأمن والصحة |
| Yunan yazarların mitoloji boyunca korkularını dillendirdiklerini görüyoruz. | Open Subtitles | نلاحظ أن اليوناني القديم يعبر عن مخاوفه عبر الأسطورة |
| Onun endişeleri ve korkuları hakkındaki her şeyi biliyorum. | Open Subtitles | أنا أعرف كل شئ عن قلقه و مخاوفه |
| Bu sayede sen de hayatın boyunca bu korkuları tekrar yaşamazsın. | Open Subtitles | فتكف عن اختبار مخاوفه في حياتك |
| ..ama tam on ikiden vurdu! Cesurca, değil mi? korkusuyla yüzleşti. | Open Subtitles | إنه نوع من الشجاعه تلك الطريقة التي واجه فيها مخاوفه |
| Bir erkek korkuyorsa, korkusuyla yüzleşmelidir. | Open Subtitles | عندما يشعر الرجل بالخوف عليه أن يواجه مخاوفه. |
| Bugün korkularından arındı | Open Subtitles | إنه يذبح مخاوفه اليوم ها هنا |
| Umursamaz gibi görünüyor, hiçbir şeyin önemi yok hayat kısa, bir anlamı yok, falan filan. Ama tüm korkusu kafasının içine gidiyor. | Open Subtitles | لا شيء يهتم، الحياة قصيرة و بدون هدف و لكن كل مخاوفه تصعد لراسه |
| Her birimiz kendi korkularının üstesinden gelmek zorunda. | Open Subtitles | أعتقد على كلّ شخص أن يبعد مخاوفه. |
| Onun endişelerini ciddiye aldığımızı söyledim. | Open Subtitles | وأخبرته أننا نأخذ مخاوفه بشكل جدّي |