| On bin yıllık bilgi ve güç, dünyadan saklı. | Open Subtitles | عشرة ألاف سنة من المعرفة و القوّة, مخفيّة عن العالم |
| Cevap bu haritanın bir yerinde saklı ancak onu bulacak becerim yok. | Open Subtitles | إنّ الإجابة مخفيّة هنا في مكان ما من هذه الخريطة ولا أملك المهارة الكافية للعثور عليها |
| saklı kalmasının bir sebebi var. | Open Subtitles | لديها سبب لتبقى مخفيّة |
| Dünyanın her tarafında paravan şirketlerce akıllıca gizlenmiş birçok küçük işyeri var. | Open Subtitles | يملكُ العديدَ من الأعمال الصغيرة مخفيّة بذكاء وراء شركاتٍ وهميّة حول العالم. |
| Sadece çocukları evlerinden alıp ormana götüren, yamalı bir pelerine gizlenmiş bir siluet görmüşler. | Open Subtitles | كان شخصيّة مخفيّة تحت عباءة مزركشة بعدّة ألوان قاد الأطفال مِنْ بيوتهم إلى الغابة |
| bu kameraları,bugün öğleden sonra ofisimin dışında ve inşaat alanında gizlenmiş olarak bulduk. | Open Subtitles | ظهيرة اليوم وجدنا هذه الكاميرات مخفيّة خارج مكتبيّ، و أيضاً بموقع البناء |
| Şatosu ormanın derinliklerinde saklı. | Open Subtitles | قلعته في الغابات مخفيّة |
| Ceset şimdilik saklı durumda. | Open Subtitles | الجثة مخفيّة... للوقت الراهن. |
| Kocamın, duvarlara gizlenmiş silahları vardı. | Open Subtitles | زوجي... احتفظ بمسدّسات مخفيّة داخل الجدران |