| Evet onunla bir kafede buluştuğunuzu ve çok üzgün olduğunuzu söyledi. | Open Subtitles | أجل لقد قالت أنكِ قابلتها على كافيه وأنكِ كنتِ مستائة منها |
| Kafede buluştuk ve sana söyledim. üzgün olarak ayrıldın. | Open Subtitles | حسناً , لقد قابلتكِ في مكان القهوة وأخبرتكِ بعدها غادرتي مستائة |
| Lucy, kızgınsın, üzgün ve böyle hissetmekte de haklısın. | Open Subtitles | لوسي .. أنتِ غاضبة و مستائة و ينبغي أن تكوني كذلك |
| Ama anlamadığım tek şey senin neden bu konuda bukadar kızgın olduğun. | Open Subtitles | الأمر الوحيد الذي لا أفهمه لما أنتِ مستائة جدًا من ذلك ؟ |
| Normal dışı bir durumdasın, bekâr bir anne olmanın zorluklarına kızgın olman bence normal. | Open Subtitles | أعتقد أنكي مستائة فقط من كونكي إمرأة عازبة تحت هذه الظروف الصعبة |
| Bak, biliyorum, biliyorum ve anlıyorum hala üzgünsün. | Open Subtitles | اسمعي، أنا أعلم وأفهم أنك لا زلت مستائة |
| Babanın seni üzgün görmesini istemezsin, değil mi? | Open Subtitles | لا تــريدين أنّ يراك والدك وأنتِ مستائة , أليس كذلك ؟ |
| Ne yapmalıyım o zaman? Çok üzgün. | Open Subtitles | وماالذي يفترض بي فعله، انها تبدو مستائة |
| Ne olduğundan emin değilim ama çok üzgün görünüyordu. | Open Subtitles | لا أعرف ماذا حدث لكن بدت مستائة جداً |
| Bana göre üzgün olmak biraz bencilce olacaktır. | Open Subtitles | أن أكون مستائة عندها سأصبح أنانية |
| üzgün olup olmadığımı anlayacak kadar iyi tanımıyorsun beni. | Open Subtitles | أنت لا تعرفني جيداً بما يكفي لتعرف إذا كنت مستائة . |
| Emma üzgün. | Open Subtitles | إيما " مستائة , أريدك أن تأخذها للمنزل " |
| Çiftlikten ayrıldığında epey üzgün görünüyormuş. | Open Subtitles | قال أنها كانت مستائة عندما تركت المزرعة |
| Bu buradan ayrılırken neden üzgün olduğunu açıklar. | Open Subtitles | هذا يفسر لماذا كانت مستائة عندما ذهبت |
| Telefonda, üzgün gözüküyordun. | Open Subtitles | على الهاتف ، كنتِ تبدين مستائة |
| Biraz greyfurt ye. üzgün görünüyor. | Open Subtitles | كلي بعض الجريب فروت - تبدو مستائة - |
| Zavallı Joy büyük ihtimalle bugün beni düğüne davet etmediğinden, ona kızgın olduğumu düşünüp üzülüyordur. | Open Subtitles | لابد ان جوي المسكينة مستائة اليوم لانها تعتقد باني غاضب لانها لم تدعني |
| Bana o parayı vermenin tek nedeni onun bu parayı kabul etmeyecek kadar bana kızgın olmasıydı. | Open Subtitles | والسبب الوحيد لأجل ذلك أنها كانت مستائة مني في وقت كانت قد ترفض قبول ذلك |
| Evet, yapıyorsun, ama şunu bil ki küçük hanım, annene kızgın olman, acısını benden çıkarabilme hakkını vermez sana. | Open Subtitles | أجل,لقد كنت كذالك وعندي أخبار لكي,آنستي فقط لأنك مستائة من والدتك ليس سبباً لكي تخرجي هذا علي |
| Şimdi üzgünsün, bunu daha sonra konuşalım. | Open Subtitles | أنتِ مستائة سنتحدث عن هذا لاحقا |
| - Buffy, biliyorum üzgünsün ama avlanmaya çıkmanın zamanı değil. | Open Subtitles | ( بافي ) أعرف أنكِ مستائة ولكن هذا ليس وقتاً للصيد |
| - Nancy, sinirlisin biliyorum. | Open Subtitles | أرى بأنك مستائة جدا الآن |