| sabit elektrik akımıyla karşılaştığında bu oluyor. | Open Subtitles | هذا ماسيحدث عند إدخال شحنة كهربائية مستقره |
| Gerçi durumları şuanda sabit olmasına rağmen... derin bir şizofreni uykusundalar ve kendileri ile iletişime kurulmuyor. | Open Subtitles | ومع ذلك تبدو حالتهم مستقره الان وتبدو عليهم اشارات غريبه ولكنهم غير قادرون على الاتصال |
| Yeni maddeyi yaratmak için, negatif enerji alanına ihtiyacın var ki, bu da onu dengesiz kılar | Open Subtitles | أنت بحاجة الى طاقة موجبة ونطاق منظم لتصنع مسألة جديدة مما يدعها غير مستقره |
| Canımızı dengesiz birinin ellerine teslim ediyorsun. | Open Subtitles | إنكِ تضعين حياتنا بين أيدي إمرأه غير مستقره |
| Durumu stabil hale geldiğinde de yoğun bakım ünitesine alacağız. | Open Subtitles | وسوف تكون مستقره وبعد ذلك سوف ننقلها الي وحده العنايه المركزه |
| Toprag stabil degildir. Onlar alani kapliyor. | Open Subtitles | التربه ليست مستقره و نغلق المنطقه بالكامل |
| Tamam, ben burada kalacağım ama istikrarlı olduğu sürece. | Open Subtitles | حسنا , سأبقى معه هنا , لكن طالما أن حالته مستقره |
| Bıçak yarası. Beyin sarsıntısı. Durumu kritik ama durağan. | Open Subtitles | إصابات متعدده, إرتجاج في المخ حالتها حرجه ولكن مستقره |
| Hayati değerler sabit ama görgü tanıkları nöbet geçirdiğini söylediler. | Open Subtitles | الأعضاء الحيوية مستقره لكن الشهود رأوا نوبة مرضية |
| Newman'ın hayati organları sabit, Ama henüz bilincini açamadılar. Bu Cavanaugh. | Open Subtitles | أعضاء نيومان مستقره ولكنه لم يستعد وعيه أنه كافانوف |
| Değerler sabit. Görünür deformasyon yok. | Open Subtitles | المؤشرات الحيويه مستقره , لا تشوهات ظاهريه |
| Tam olarak değil, ama sağlığınızdaki yan etkilerini izlemek için 24 saat sabit kalmalısınız, sonra evinize gidebileceğinizi düşünüyoruz. | Open Subtitles | ليس تماما ولكن هذا لا يبدو ان لديك اي اثار ضاره علي صحتك وصحتك مستقره لمدة 24 ساعة |
| - Patrick'in durumu sabit. - Peki. Araçlarımızı alıp toz olalım buradan. | Open Subtitles | حالة باتريك مستقره لنذهب |
| Bu, dengesiz buz üzerinde bir zorunluluktur ama yoğun olarak meme emerler. | Open Subtitles | وهو أمر ضروري .في (صفائح الجليد) الغير مستقره هذه بالرضاعة بشكل مكثف |
| Bu bölge dengesiz olabilir. | Open Subtitles | جغرافيه "روز ريد" يمكن ان تبدو غير مستقره |
| Görevden alındığımızda eve geri geldiğimizde evdeki her şey dengesiz olur birbirimizi ve ya kendimizi terk etmeyeceğiz ve o kötü yerden kurtulacağız... | Open Subtitles | بمجرد أن نبدأ في مهمه فلا نفكر إلا بهدفنا و أمورنا هنا يجب أن تكون مستقره و لن نساعد رفاقنا أو أنفسنا لو ذهبنا و ببالنا شئ |
| Görevden alındığımızda eve geri geldiğimizde evdeki her şey dengesiz olur birbirimizi ve ya kendimizi terk etmeyeceğiz ve o kötü yerden kurtulacağız... | Open Subtitles | بمجرد أن نبدأ في مهمه فلا نفكر إلا بهدفنا و أمورنا هنا يجب أن تكون مستقره و لن نساعد رفاقنا أو أنفسنا لو ذهبنا و ببالنا شئ |
| Durumu stabil ama ameliyat olmaya ihtiyacı var. | Open Subtitles | إنها في حاله مستقره,لكنها تحتاج لجراحه |
| stabil tut, ambulansı hazırla. | Open Subtitles | اجعلي حالته مستقره, وجهزي حافلة الطبابه |
| Profesör, bebeğin durumu stabil değil. | Open Subtitles | الأعضاء الحيويه للرضيع غير مستقره |
| Abigail , istikrarlı ama o çok ciddi durumda. | Open Subtitles | ابيجايل حالتها مستقره,ّ لكنها تمر بظروف فى غاية الخطوره |
| Eğer glikoz seviyesi istikrarlı ise ve dalgalanma yoksa, daha açık bir zihne sahip olursunuz. | Open Subtitles | لو ان مستويات الجلوكوز لديك مستقره ولا توجد تذبذبات فسوف تحصل على المزيد الوضوح |
| Doktor durumunun durağan olduğunu söyledi. | Open Subtitles | الدكتور يقول ان حالتها مستقره |