| 29 senelik Federal hapishane döneminde mahkumların saplantısı, muhafızların da baş belası olan tek şey, kaçmaktı. | Open Subtitles | طوال 29 عام كإصلاحية فدرالية الشيء الوحيد الذي أهوس نزلائه وأصبح مصدر إزعاج لحراسه هو الهروب |
| Biz çoğu zaman bir baş belası olarak ayak altında dolaşıyorduk. | Open Subtitles | ,كنا عقبة في طريقهما .مصدر إزعاج لهما معظم الوقت |
| Rahatsız etmek istemezdim ama ben kimseye saygısızlık etmeyen bir adamım. | Open Subtitles | لا أريد أن أكون مصدر إزعاج لكني رجل لا ينبغي إهانته |
| Şansına, o herif derdime dert eklemekten başka bir işe yaramazdı. | Open Subtitles | لحسن حظّك أنّ ذلك الرجل لم يشكّل إلاّ مصدر إزعاج لي |
| Gerçek aşkı arayışım sizlere bu kadar Rahatsızlık verdiği için özür dilerim. | Open Subtitles | آسف أن بحثي عن الحب الحقيقي كان مصدر إزعاج لكم يا رفاق |
| Benim için endişe etme. Sana yük olmam. | Open Subtitles | أنا لن أكون مصدر إزعاج لك ولن أعود بك للوراء |
| Müşterileri Rahatsız ediyorsunuz ve başa bela oluyorsunuz. | Open Subtitles | تضايقون الزبائن وتجعلون من أنفسكم مصدر إزعاج |
| Kazalara neden oluyorum ve insanlar için bir baş belasıyım bu yüzden bana kaba davranılıyor. | Open Subtitles | سببت الحوداث و أصبحت مصدر إزعاج لـ الأشخاص لذا عولجت بقســوة |
| Hayır, hepsi baş belasıdır. | Open Subtitles | لا، إنهم مصدر إزعاج |
| Onları gıdıklayan baş belası sineklerden kurtarıyorlar. | Open Subtitles | السحالي تخلّصهم من الذباب التي يمكن أن تكون مصدر إزعاج حسّاس |
| Hâlâ Tanrı kompleksine sahip bir baş belası olduğunu düşünüyorum ve onu üzersen seni öldürürüm ama seninle olmasına sevindim. | Open Subtitles | ما زلتُ أعتقد أنّكَ مصدر إزعاج ذو مشكلة مع الرب وسوف أقتلكَ لو آذيتَها لكنّي سعيدة أنّكَ بحوزتها |
| Davetsiz baş belası, sen de kimsin? | Open Subtitles | ومن أنت بالإضافة إلى كونك مصدر إزعاج متطفل؟ |
| Efendim, Burroughs tam bir baş belası ama çok aceleci davranmayalım. | Open Subtitles | سيدي , إذا سمحت لي بوروز هو مصدر إزعاج لكن دعنا لا نستجيب بسرعة |
| Bu yüzden onu bu davaya vermişsin fakat şu Rossabi onun tam bir baş belası olduğunu söylüyor. | Open Subtitles | ولهذا وضعتها في القضية لكن الفيدرالي قال أنها مصدر إزعاج كبير |
| Sanırım baş belası bir tiptim ama umarım biraz özlerler. | Open Subtitles | أعتقد انني كنت مصدر إزعاج لهم ولكن أتمنى أن يفتقدوني قليلاً |
| Belki bu, onun tarafından Rahatsız edilmekten kurtulmanın daha kolay bir yoluydu. | Open Subtitles | ربما كان أسهل لك أن تتخلص منها بدلا تكون مصدر إزعاج لك. |
| Gerçi yanında bulunsam bile Kral, varlığımdan ötürü Rahatsız olacaktır. | Open Subtitles | لكنّي أوقن أنّي حتّى إذا عدت للملك، فسيجدني مصدر إزعاج. |
| Beni dinle, her zaman başımdaki en büyük dert olacaksın. | Open Subtitles | اسمع يا شديد, ستكون دائماً مصدر إزعاج شديد لي |
| Rahatsızlık vermek istemem. Güzel bir gece. | Open Subtitles | لا أريد أن أكون مصدر إزعاج لكم لا بأس بالأريكه الليله |
| Size yük olmam istemem. | Open Subtitles | حسناً، لا أريد أن اكون مصدر إزعاج |
| Bakın, başınıza bela olmak istemiyorum. İyi birine benziyorsunuz. Yardım etmeye çalıştığınızı biliyorum ama vaktinizi boşa harcıyorum. | Open Subtitles | لا أريد أن أكون مصدر إزعاج , تبدين لطيفة أعرف بأنكِ تحاولين المساعدة فحسب |
| -En kısa zamanda. -Ben bir baş belasıyım. | Open Subtitles | . أنا مصدر إزعاج . نعم ، أنتي كذلك |
| Köpekler baş belasıdır. | Open Subtitles | الكلاب مصدر إزعاج كبير. |
| Can sıkıcısın demedi, canımı sıkıyorsun dedi. Hususi olarak kendini kastetti. | Open Subtitles | ليس أنني مصدر إزعاج، مصدر إزعاج لها، هي تحديداً. |
| Şey, belki geldiğiniz küçük kasabada bir belaydı. | Open Subtitles | حسناً ، ربُّما كان هوَ مصدر إزعاج في تلك البلدة الصغيرة الذي أنت منها |
| Sen tam bir baş belasısın, Angela | Open Subtitles | أنتي فعلاً مصدر إزعاج, "أنجيـلا"؟ |