| Burada rahatsız ettiğim için üzgünüm, ama pek evde olmuyorsunuz. | Open Subtitles | بأي حال آسف على مضايقتك فلم تكن في المنزل كثيراَ |
| - rahatsız ettiğim için üzgünüm. - Özrünü kabul etmiyorum. | Open Subtitles | ـ اغفرى لى مضايقتك ـ إننى لن أغفر لك أبداً |
| Siz onu kabul edene kadar sizi rahatsız etmeye devam edecek | Open Subtitles | لكني لا أعتقد أنه سيتوقف عن مضايقتك حتى تعترفِ بما فعلت |
| Sizi rahatsız etmek istemedim. Uh, özel bir yere mi gidiyorsunuz? | Open Subtitles | لم أقصد مضايقتك هل أنت ذاهب لمكان محدد ؟ |
| Seni üzmek istememiştim. | Open Subtitles | لا أقصد مضايقتك. |
| Canını sıkmak istemem ancak talimatlarımı yerine getirmeyecek olursan seni tutuklamaktan başka alternatifim kalmayacak. | Open Subtitles | انا لا ارجو مضايقتك ولكن, لو لم تكن حريصا فى اتّباع تعليماتى لن يكون امامى بديلا عن اعتقالك |
| Baba, canını sıkıyorsam kusura bakma. | Open Subtitles | مرحبا يا أبي أسف على مضايقتك |
| Şey, konukların olduğunu gördüm. rahatsız etmek istemedim. Oh. | Open Subtitles | حسناً رأيت لديك ضيوف ولم أرغب في مضايقتك والآن بما أنك فعلت |
| Böyle bir alçak, böyle bir aşağılık, o kadar çok rahatsız eden biri bu kadar kolay ölür mü? | Open Subtitles | مثل هذا المجرم , هذا الوغد الذي داوم على مضايقتك يموت بهذه السهولة ؟ |
| 12 yıldır bu işin içindesin. Kimse seni rahatsız etmiyor. | Open Subtitles | أنت هنا منذ 12 عاما ولا أحد يستطيع مضايقتك |
| Eğer CTU'dan birileri seni rahatsız etmeye çalışırsa beni arayabilirsin. | Open Subtitles | .اتصل بي لو حاول أي أحد من الوحدة مضايقتك |
| Ah, rahatsız ettiğim için özür dilerim. Canınızı sıkmak istememiştim. | Open Subtitles | اوه ، آنا آسف على الإزعاج لم أقصد مضايقتك |
| rahatsız ettiğim için çok üzgünüm ama vergi denetçileri yarın geliyor. | Open Subtitles | أعتذر عن مضايقتك ولكن المراجعين سيأتوا غدا |
| Bak ahbap, seni rahatsız etmeye çalışmıyorum. | Open Subtitles | انظر يا رجل، أنا لا أحاول مضايقتك إنه فقط هذا .. |
| rahatsız ediyorum efendim, ama miğferimi imzalar mısınız? | Open Subtitles | أكره مضايقتك سيدي، ولكن هل تستطيع رجاء أن توقع على خوذتي |
| rahatsız ettik kusura bakmayın. | Open Subtitles | نأسف على مضايقتك. كنا نتسائل إذا كان لديك دقيقة من وقتك ؟ |
| Kimseleri rahatsız etmeyip popüler hale gelmeden önce yaptığımız türden işe benzeyen bir haber programı yapmaya geldim buraya, Leno. | Open Subtitles | لقد أتيت هنا لأنتج بثًا إخباريًا أقرب مايكون لما فعلناه معًا من قبل أن تشتهر بعدم مضايقتك لأحد,يا لينو. |
| rahatsız etmek istemem ama benim görmediğim bir şey mi var? | Open Subtitles | أكره مضايقتك , لكن هل هناك شيء لا أراه ؟ |
| rahatsız ettiğim için üzgünüm ama kızınız hakkında bir soru sormam gerek. | Open Subtitles | ,أعتذر عن مضايقتك ولكن لدي سؤال عن ابنتك |
| Fakat neden seni sürekli rahatsız ediyor? | Open Subtitles | ولكن ,لماذا يستمر فى مضايقتك ؟ |
| Seni üzmek istemedim. | Open Subtitles | لم أقصد مضايقتك. |
| Baba, canını sıkıyorsam kusura bakma. | Open Subtitles | مرحبا يا أبي أسف على مضايقتك |