| Kendi spor salonunu açabilirdin. restoran zincirleri açabilirdin. | Open Subtitles | او تفتح صالة للالعاب الرياضية او سلسلة مطاعم |
| restoran zincirleri açabilirdin. Bundan başka 10.000 farklı iş yapabilirdin. | Open Subtitles | أو تفتح سلسلة مطاعم أمكنك أن تعمل واحدا من عشرة آلاف شيء |
| Ticarette bilindiğine göre kabin restoranlar zorla fuhuş mekanları. | TED | مطاعم المقصورة، كما تُعرف في هذه التجارة، هي أماكن للبغاء القسري. |
| Neden beni dibe batirmak için Hibachi restoranlar Zinciri'ni seçecek kadar acimasizsin? | Open Subtitles | لماذا تختار سلسلة مطاعم يابانية لكي توقع بي؟ |
| Ofise giderken yolumun üzerinde üç tane McDonald's var. | Open Subtitles | كنت أمر في طريقي لعملي على 3 مطاعم للوجبات السريعة |
| Hatta bazı bölgeler, çiftçilerin ilaçsız çiftlik hayvanı sağladığı akbaba restoranları açtılar. | TED | وقد افتتحت بعض المناطق مطاعم للنسور حيث يتخلص المزارعون من المَاشية الخالية من العقاقير. |
| Birbirlerinin mahallelerinde ki marketlere ya da restoranlara da gitmemişler. | Open Subtitles | لم يذهبوا إلى متاجر أو مطاعم في كل من أحياءهما |
| Bu gece restoran yok. Bizimle yiyeceksin. | Open Subtitles | حسناً ، لا مطاعم هذه الليله ستتناولين العشاء معنا |
| Her neyse, Central Coast'taki bir restoran zinciri için çalışıyorum. | Open Subtitles | دائماً على أية حال، أعمل لدى سلسلة مطاعم في الساحل المركزي |
| Kaçıp restoran açabilirsin muhteşem bir mutfak yapabilirsin | Open Subtitles | يمكنكِ أن تجري، وتفتحي مطاعم.. وتبني مطبخك الذي تحلمين به.. |
| Yer ayırıp gitmediğimden restoranlar bana kızgın. | Open Subtitles | كل مطاعم مانهاتن تكرهنى لعدم حفاظى على الحجوزات |
| Neden beni dibe batirmak icin Hibachi restoranlar Zinciri'ni sececek kadar acimasizsin? | Open Subtitles | لماذا تختار سلسلة مطاعم يابانية لكي توقع بي؟ |
| Apartmanlar, restoranlar, alışveriş merkezi, içki dolapları, puro dolapları. | Open Subtitles | شقق خاصّة، مطاعم , تسوّق، حانات نبيذ، حانات سيجارِ. |
| McDonald's restoranı da böylece büyük, çok büyük bir başarı yakaladı. | Open Subtitles | وحققت مطاعم مكدانالود نجاحا منقطع النظير |
| - Artık yeni bir çağdayız. - Polonya'nın her köşesinde McDonald's var. | Open Subtitles | نحن في حقبه زمنيه جديده مطاعم ماكدونالد موجوده في كل زاويه من بولاندا |
| Bir sürü araba, motorsiklet, Fransız restoranları. | Open Subtitles | الكثير من السيارات والدراجات النارية , مطاعم فرنسية. |
| Onu pahalı restoranlara ya da kulüplere götürmem gerekmiyor. | Open Subtitles | لا يجب على ان أصطحبها الى مطاعم و نوادٍ فاخرة |
| Lüks otel, spa merkezi ve üç lokanta yapacağım. | Open Subtitles | أنا أبني فندق رفاهية منتجع , ثلاثة مطاعم |
| Kültürel etkinlik yok. restorana gitmek yok. | Open Subtitles | لا توجد هناك نشاطات ثقافية أو مطاعم تستحق الزيارة |
| Gectigimiz birkac ayda muhtesem restoranlarda yemek yiyip caz kuluplerine gidip, muhtesem filmler izleyip cok guzel sarkılar dinledim. | Open Subtitles | لست أدري، في الشهور المنصرمة أكلت في مطاعم فاخرة وذهبت إلى نوادي موسيقية وشاهدت أفلاماً رائعة سمعت موسيقى جميلة |
| Heryerde Çin Lokantalaları var, fakat bir Çin lokantası zinciri yok. | TED | فانت كما ترى يوجد في كل مكان مطاعم صينية ولكن لا يوجد مطعم واحد رئيسي يقود كل تلك المصانع |
| Yerli halk tarafından işletilen mahalle lokantaları vardı; ama hiçbiri şundan bir tane daha açayım diye düşünmezdi. | TED | كانت هناك مطاعم في الأحياء يديرها السكان المحليون، لكن لم يفكر أيٌ منها بإقامة فرع آخر. |
| İyi restoranların listelendiği bir site. | Open Subtitles | .. في أيِّ موقع على الإنترنت لإيجاد مطاعم جيِّدة |
| 24 Eylül'de, ikisi de varlıklı kesime hitap eden iki restoranın... ön camları kırıldı... ve içleri dağıtıldı. | Open Subtitles | وفي الـ 24 من سبتمبر تم تحطيم الزجاج الأمامي لإثنان من مطاعم الطبقة الراقية |
| Demek ırk ayrımcılığı varken lokantalar böyleymiş. | Open Subtitles | بحيث ما مطاعم كانت مثل قبل إلغاء الفصل العنصري. |
| - Otel restoranlarının sağlık kontrollerini yaparım. | Open Subtitles | أقوم بالتفتيش الصحي في مطاعم الفنادق |