| Ama dans provalarının biri sırasında uzanmış kolunun üzerine düştü ve bileğini burktu. | TED | وخلال احد دروس تدريب الرقص سقطت علي ذراعها الممدودة مما ادى الي التواء معصمها |
| Ve hiçbir şey yapmayacağını sormak Zoya gibi, bir daha bileğini kesmeyeceğini sormak istedim. | Open Subtitles | واتسأل ، انت لن تفعل اي شيء لزويا التي قطعت معصمها |
| Kızın sol Bileğinde dört at dövmesi var. | Open Subtitles | و لديها وشم على معصمها الأيسر , من اربعة أحصنة |
| Görüşüne göre hastamızın sol Bileğinde Colles kırığı var. | Open Subtitles | يبدو أن مريضتك لديها كسر مضاعف في معصمها الايسر |
| Tedirgin olursa, bileklerini bu şekilde bağlayabilirsin. | Open Subtitles | ان اصبحت هائجة يمكنكما ان تقوما بربطه حول معصمها |
| Ağrı bileğinden ellerine, oradan da parmak uçlarına, bileğinden dirseğine ve hatta neredeyse omuzuna kadar çıkmıştı. | TED | انتشر الالم من معصمها الي كل يدها الى اطراف اصابعها, من معصمها الى كوع اليد تقريبا كل يدها الي كتفها |
| Bileği kırılmış, diğerlerine ilaveten. | Open Subtitles | معصمها مكسور من بين عدة أمور أخرى |
| bileğindeki bandın birazını alırsak ve ağzına yapıştırırsak, bence sorunu çözmüş oluruz. | Open Subtitles | لو اخذنا بعض من ذلك الشريط حول معصمها و وضعناه فوق فمها اعتقد ان هذا سيحل المشكلة |
| Sen yokken bileğini burkmuştu. | Open Subtitles | لقد أصيب بالتواء في معصمها بينما كنت غائباً |
| bileğini platin taktırmak zorunda kaldı. | Open Subtitles | حتى أنها إضطرت إلى وضع دعامة حديدية على معصمها |
| Morgan'ın DNA'sı Erin'in bileğini kesen camda bulundu. | Open Subtitles | حمض مورغان النووي كان على الكأس الذي جرح معصمها |
| Kız bileğini kesmiş, söylenene göre kesik yıldız şeklindeymiş değil mi? | Open Subtitles | ذلك القطع على معصمها, هل تقول أنه على شكل نجمة؟ |
| Annabelle eğer partide fuloresan aydınlatma olursa bileğini keseceğini söylüyor. | Open Subtitles | آنبيل تقول انها سوف تشق معصمها إن كانت هناك أي أضواء فلورسنت في الحفلة |
| İyi olacak. Bileğinde sadece kılcal bir çatlak var. Yerine oturttuk. | Open Subtitles | ستكون بخير، مجرّد كسر نحيل في معصمها وقد جبّرناه. |
| İyi olacak. Bileğinde sadece kılcal bir çatlak var. Yerine oturttuk. | Open Subtitles | ستكون بخير، مجرّد كسر نحيل في معصمها وقد جبّرناه. |
| Bileğinde bir sorun var ama bakmama izin vermiyor. | Open Subtitles | هناك مشكلة في معصمها لكنها لا تدعني ألقي نظرة |
| Bileğinde taze bir gece kulübü damgası var. | Open Subtitles | هناك ختم حديث لنادٍ ليلي على معصمها |
| Jane kendi bileklerini kesmiş onu diskalifiye etmeye gerek yok ama ilk psikiyatristine yaptığı açıklamalar... hepsini kelimesi kelimesine tekrar etti. | Open Subtitles | جين قطعت معصمها بنفسها وهذا ليس بالضرورة يجرمها لكن تفسيرها التي أخبرته لطبيبها النفسي الأول |
| Buarda ölmüş. bileklerini küvette kesmiş. | Open Subtitles | ماتت في هذا المكان لقد شرطت معصمها في الحوض |
| Ayak bileklerini çözün. Elleri zincirli kalsın, sonra odama götürün. | Open Subtitles | حرر كاحليها، وابقْ معصمها مربوط واذهب بها لغرفتي |
| Taktığı bileklik bileğinden kopmuş. | Open Subtitles | القلادة التي كانت ترتديها اُخِذت من معصمها |
| Bileği için çok fazla birşey diyemem. | Open Subtitles | ولا يُمكنني قول الكثير عن معصمها |
| Cesedin üzerinde çanta ya da cep telefonu yok ama hırsızlığa uğradıysa hırsız sağ bileğindeki elmas tenis bileziğini gözden kaçırmış. | Open Subtitles | ليس هناك حقيبة أو هاتف محمول على الجثة لكن لو كانت قد سُرقت، فإنّ السارق قد فوّت ذلك السوار الألماسي على معصمها الأيسر. |
| Bulabildiğim tek artık elinin dış kenarında ve Bileğinin aşağısındaydı. | Open Subtitles | ركض بقايا ل الوحيد الذي لوحظ على طول لها خط الخنصر، ثم أسفل معصمها. |
| Jipte kolundaydı, ...ama diğer bileğindeydi. | Open Subtitles | -كانت ترتديها في السيارة ، إلا أنها كانت ترتديها في معصمها الأخر |
| Bileklerinin tankın içinde kesildiğine dair bir kanıt yok. | Open Subtitles | كان هناك ما يشير إلى وشرائح معصمها داخل الخزان. لا درب الدم خارجها. |