| Mahkûm Hakları Birliğinden bir avukat, ve seninle konuşmak istediği şeyler var. | Open Subtitles | إنها مُحاميَة في اتحاد حقوق المساجين و تودُ أن تُناقشَ شيئاً معَك. |
| Hatta seninle aynı koğuşta kalmak bile istemiyorum. | Open Subtitles | لا أُريدُ حتى أن أكونَ في نفسِ الغرفَة معَك |
| seninle, ayaklanma sırasında memur Wittlesey'in | Open Subtitles | أريدٌ أن أتكلمَ معَك حولَ اتهامَكَ الضابط ويتلسي |
| Gardiyan bir mahkûmun seninle konuşmak istediğini söylüyor. | Open Subtitles | ضابطٌ في الانفرادي يقول أنَ سجيناً يُريدُ التكلمَ معَك |
| seninle Alvarez hakkında konuşmak istiyor. | Open Subtitles | يُريدُ أن يُجري مقابلةً معَك بخصوص ألفاريز |
| Orada seninle ilgili problemleri olan bir sürü kişi var. | Open Subtitles | هُناكَ العديد من الأشخاص الذينَ لديهِم مَشاكِل معَك |
| Ama önce, tahliye görüşmesinden önce, seninle bir araya gelmelerini isteyeceğim. | Open Subtitles | لكن أولاً، قبلَ جلسَة الاستماع سأطلبُ منهما أن يتفاعلا معَك |
| Ama bana her ne olacaksa bu olmadan seni tekrar görmeyi ve seninle beraber birkaç saat geçirmeyi istedim. | Open Subtitles | لكني أردتُ رُؤيتكَ ثانيةً و إمضاء بعض الساعات معَك و أتعرَّف عليكَ قليلاً قبلَ أن يحصَل ما سيحصَل لا، لا |
| seninle rekabet etmemle ilgili. Bunu yapamam. | Open Subtitles | الأمرُ بشأنِ أنّني أحاول أن أتنافسَ معَك لا يُمكنني فِعلُها |
| seninle birlikte ulusal televizyonlara çıkmak hoşuma gider. | Open Subtitles | سأكون سعيدة لخوض بعض الجولات معَك عبر التلفزيون الوطني. |
| - Bir gün... annene şahsen teşekkür etmek için seninle geleceğim, tamam mı? | Open Subtitles | - يَوماً ما سأَذهبُ معَك لأشكُرَ والدتَك شَخصياً، ماشي؟ |
| Müdür seninle konuşmamı istedi. | Open Subtitles | و يُريدني الآمِر أن أتكلَّمَ معَك |
| Ne istersen kardeşim. Ben de seninle beraber olacağım. | Open Subtitles | ما نُريدهُ يا أخي، سأكونُ هُناك معَك |
| İyi olduğunda seninle konuşacağım. | Open Subtitles | عِندمَا تصَحين سَوف أتحَدث معَك |
| Çünkü zamanımı seninle boşa harcamak istemiyorum. | Open Subtitles | لأني لا أُريدُ أن أُضيّعَ وقتي معَك |
| Bekle biraz, bende seninle geliyorum. | Open Subtitles | حسناً، انتظر يُمكنني أن آتي معَك |
| Geri döndüğümde o seninle konuşuyordu. | Open Subtitles | عـندما عـدت، كـانت تتككلم معَك |
| Annen bana hayatımı seninle paylaşmamı söyledi. | Open Subtitles | أمكَ أخبرتني أن أشارَك حياتي معَك |
| Sadece seninle konuşması gerekmiş. | Open Subtitles | قال فقَط بأنّه يود الحديث معَك. |
| seninle, mağazada ve parkta olan olaylar hakkında konuşmak istemiştim. | Open Subtitles | أنا فقط أُريد أن أتحدّث معَك... حول ما حَدث... في متجَر الحديقَة. |