| Eğer üstü açık arabayla gezecekseniz... - ...paltonu giy Susan. | Open Subtitles | لا تنسي أن ترتدي معطفاً إن خرجت في سيارة مكشوفة. |
| Ya da bana üstü açık bir araba alırsan tüm bunların önüne geçebiliriz. | Open Subtitles | أو بإمكانكَ أن تشتري ليّ سيارة مكشوفة وعندها يمكن أن نتجنب هذا الأمر |
| Ne işe yararsa yarasın, bu şekilde açıkta bırakamayız. | Open Subtitles | أيَّا كان الذي تفعله , لا يمكننا تركها مكشوفة بهذه الطريقة |
| Bu dünyada üstü açılır arabalarımız yok, bu yüzden biraz dikkat çekecektir. | Open Subtitles | إنها ملفتة للنظر ليس لدينا سيارات مكشوفة هنا |
| Ancak onun bile beni affetmekte zorlanacağı şeyler açığa çıkmış olabilir. | Open Subtitles | لكن الأشياءَ رُبما كانت مكشوفة وحتى هو قَد يُكافح لكي يسامح |
| çıplak omuzlu, diz kapaklarını açıkta bırakan vücudu saran hiçbir şey giyemezsin. | Open Subtitles | لايمكن أن تكوني عارية الكتفين أو مكشوفة الركبتين أو أن ترتدي أي شيء منطبق على شكل الجسم |
| Burada iki yaşlı bayan San Francisco'daki gibi üstü açık bir tramvayda sırt sırta oturmuşlar. | Open Subtitles | هاتان سيدتان عجوزتان تجلسان ظهرهما لبعض فى سيارة مكشوفة كتلك الموجودة فى سان فرانسيسكو |
| Madrid plakalı üstü açık beyaz bir araba arıyor. | Open Subtitles | إنه يبحث عن سيارة بيضاء مكشوفة بلوحات من مدريد |
| Kısa bir süre sonra iki lider saraydan ayrılıp, üstü açık bir tören arabasına biniyorlar. | Open Subtitles | بعد ذلك انصرف القائدان لجولة فى سيارة مكشوفة |
| - Fasulye gaz yapıyor. - Arabamızın üstü açık. | Open Subtitles | ــ الفول يجعلك تخرج الغازات ــ لدينا سيارة مكشوفة |
| Üstü açık mavi araba, 2 kişi. Kontrol et. | Open Subtitles | سيارة مكشوفة زرقاء فيها راكبان تحقق منها |
| - Bu sadece bir araba. - Hayır, değil. Bu 64 üstü açık Mustang. | Open Subtitles | إنها ليست سوى سيارة فحسب إنها موستانج مكشوفة, موديل 64 |
| Kasırga çıkınca yapılan en büyük hata pencereleri açıkta bırakmaktır. | Open Subtitles | أكبر خطأ يرتكبونه في العواصف ترك النوافذ مكشوفة |
| Resif ufak balıklara korunak oluyor fakat kral balıkları hâlâ açıkta. | Open Subtitles | تزوّد الشعاب المرجانية المأوى للسمك الأصغر، لكن تظلّ أسماك جاك مكشوفة. رغم ذلك، قد تكون هذه فرصة |
| Altın rengi, üstü açılır ve güzel jantları vardı. | Open Subtitles | ذهبية اللون مكشوفة ، إطارات جميلة |
| Gizli kimliğiniz açığa çıktığı zaman, genelde, en iyi savunma, çok iyi bir saldırıdır. | Open Subtitles | عندما تصبح شخصيتك مكشوفة في أغلب الأحيان، أفضل دفاع هو الهجوم الجيد |
| Eğer konu kulaklarımsa, biliyorum çıplak olduklarını şu anda çünkü özel bir şey bekliyorum. | Open Subtitles | واذا كان هذا عن اذاني اعلم أنها مكشوفة قليلا الان ولكن هذا بسبب اني انتظر لشئ خاص |
| Benzin için duran üstü açılabilir bir arabayla. | Open Subtitles | في سيارة كبيرة زرقاء مكشوفة توقفت للتزود بالوقود |
| - Güneş yükselince gün gibi ortada olacağız. | Open Subtitles | في أقرب وقت طلوع الشمس، سنكون مكشوفة تماما. |
| Yani sağlam bir şekilde hüküm verme yetisi bulanmamış yetkili subayla, her şey ortaya serilmeli. | Open Subtitles | و هذا يعني أن كل الأوراق مكشوفة على الطاولة مع وجود القائد و اللذي قراراته ليست بخطر |
| Grup vagonlu Himalaya ortadaydı. | Open Subtitles | ركوب لعبة الهيمالايا عربات مجموعة مكشوفة |
| Planlara bakılırsa binanın temeli tamamen savunmasız. | Open Subtitles | طبقا للمخطّط، فإن البنية التحتية مكشوفة بالكامل |
| Kızlar cep telefonlarını Lowell'ın ve Ambrose'un evindeki WiFi'a bağladıkları anda güvenli teşkilat telefonları ifşa oldu. | Open Subtitles | حالما تزامن الفتيات مع إصابة " إشارة واي في منزل " إمبروز و لويل أصبحت هواتف الوكالة مكشوفة |
| Üstü açılan Saab süren bir adam gördüğümü hiç hatırlamıyorum. | Open Subtitles | أتدري، لم يسبق وأن رأيت رجلاً يقود سيارة ساب مكشوفة. |
| "Cehennem önünde çırılçıplakken felâketin üstünü örtmek mümkün değildir." | Open Subtitles | "الهاوية مكشوفة أمامه والهلاك لا ستر له" |