| Bir malzeme çok nadir birden çok şey içerirdi, çünkü o bir malzemeydi. | TED | لا يكاد يحوي أي شئ أكثر من مكوّن واحد، لأنه لم يكن مكوّن. |
| Tabii tekrar böyle bir malzeme bulabileceğimden şüpheliyim. | Open Subtitles | أو ربما لكنني أشكّ في احتمالية عثوري على مكوّن كذاك مجدّدًا |
| Etimizi, süt ürünlerimizi, yumurtalarımızı ve deri mallarımızı temin edebilmek için bugün 60 milyar hayvandan oluşan bir sürüyü beslediğimizi biliyor muydunuz? | TED | هل تعلم أننا اليوم نمتلك قطيع عالمي مكوّن من 60 بليون حيوان لتوفير منتجات اللحوم، ومنتجات الألبان والبيض والجلود؟ |
| İyi bir yiyecek birleşiminden oluşan iyi bir kahvaltıydı. | Open Subtitles | 00. إنّه فطور جيّد مكوّن من طعام صحّي الأساس. |
| Bu deri ise 21 tabakadan oluşuyor ve oldukça mat. | TED | وهذا الجلد مكوّن من 21 طبقات و بالتالي غامق تماماً. |
| Kolesterol, insanlar da dahil tüm hayvanların ürettiği doğal bir içeriktir ve hücre duvarlarımızın temel bir bileşenidir. | Open Subtitles | يعتبر الكوليسترول مادة طبيعيّة و يتم إنتاجه من قبل كل الحيوانات، و الإنسان أيضاً، و هو مكوّن أساسي في جدران خلايانا. |
| Evet ama eski defterlerinin arasında bir iyileştirme büyüsü buldum ve şu son malzeme dışında bütün malzemeleri topladım. | Open Subtitles | لكنّي وجدت تعويذة شفاء في أحد دفاتره القديمة جمعت كلّ الأشياء معاً باستثناء مكوّن واحد أخير |
| Demek efsanevi S-kalite malzeme bu. | Open Subtitles | إذًا فهذا مكوّن أسطوريّ من الصنف "س |
| Gizli bir malzeme ekliyorlar. | Open Subtitles | لديهم مكوّن سرّي، إنّه... |
| İçinde özel bir malzeme var. | Open Subtitles | أجل، هنالك مكوّن خاصّ به... |
| Bir malzeme eksik, Joe. | Open Subtitles | . (ينقصها مكوّن واحد .. (جو |
| "Bagel, muz, yulaf ezmesi, çilek ve biraz da portakal suyu'ndan oluşan bir kahvaltı yapın." | Open Subtitles | حاول فطور مكوّن من كعكة واحدة، موزة واحدة الشوفان المجروش، فراولة وبَعْض عصيرِ البرتقال" ذ |
| En az 100 kişiden oluşan ağır silahlı bir saldırı ekibi. | Open Subtitles | -فريق تدخّل ... مكوّن من 100 مرتزق على الأقل مدججين بالسلاح |
| İşçilerin hareketli gövdelerinden oluşan bir iskelet. | Open Subtitles | هيكله مكوّن من أجساد "العمّال" الحيّة |
| Bir piramit örgütlenmesi çeşitli bölümlerden oluşuyor bu bölümler de üçgenlerden meydana geliyor. | Open Subtitles | إنه نظام هرمي مكوّن من أقسام متسلسلة، هذه الأقسام، تباعاً... مكوّنة من مثلثات |
| Evler, yatakhaneler, su ve enerji kaynaklarından oluşuyor. | Open Subtitles | إنّه مكوّن من منزل و مبيت مع الماء و الكهرباء |
| Bu birbirine kenetlenmiş sürü yetişkin bir dişiden ve onun geçen yıl doğan 12 yavrusundan oluşuyor. | Open Subtitles | هذا القطيع المتماسك مكوّن من أنثى بالغة و نسلها من السنة الماضية البالغ عددهم 12 فردًا |
| Bu çok güçlü Hexcraftın bileşenidir, | Open Subtitles | الوسخ. هو قوي جدا مكوّن hexcraft، |