| Kadınları çoğu grup halinde takılıyor, gözün yalnız olanların üstünde olsun. | Open Subtitles | معظم النساء تخرج في مجموعات لذا ابقوا متنبهين لأي واحدة منفردة |
| Belki biraz yalnız kalmak istersiniz. | Open Subtitles | ربما أنتما الإثنان تحتاجوا إلي لحظة منفردة بكم |
| solo ameliyattan önce ona onu sevdiğimi söyledim. | Open Subtitles | اعترفتُ لها بأنّني أحبّها قبلَ جراحةٍ منفردة |
| Asistanlar, benim artık bıktığım o solo ameliyatı o kadar çok istiyor o kadar çok çalışıyorlar ki. | Open Subtitles | والمقيمون، يعملون بكلّ جدّ يعملون بجنونٍ ليقوموا بجراحةٍ منفردة بينما صرتُ أكرهها |
| Yine tek başıma takılabilmemi sağlayacak bir büyü bulmam gerek. | Open Subtitles | عليَ ان اجد تعويذة يمكنها إعادتي عضوةً منفردة |
| Her şey uzaya tek başıma on üç ay süren göreve gittiğimde değişti. | Open Subtitles | لقد تغير كل شئ عندما ذهبت الى الفضاء فى رحلة منفردة لثلاثة عشر شهراُ. |
| Zebradaki hataları, ...her birinin sıradan çitalar gibi tek başına avlanmalarıydı. | Open Subtitles | خطأهم مع الحمير الوحشية أنهم اصطادوا كما تفعل باقي الفهود منفردة |
| Belki biraz yalnız kalmak istersiniz. | Open Subtitles | ربما أنتما الإثنان تحتاجوا إلي لحظة منفردة بكم |
| Geçim sıkıntısıyla boğuşan yalnız bir anne alkolle mücadele ediyor, sağır bir kız büyütmeye çalışıyor. | Open Subtitles | أم منفردة تصارع لأجل يومها، تحارب الكحول، تربي ابنة صماء. |
| Birçok yıldız sistemi olan bir galakside Dünya'nın yalnız olamayacağını düşünüyorduk. | Open Subtitles | لقد اشتبهنا لمدة طويلة بأن في مجرة ذات أنظمة نجمية عديدة لا يُمكن للأرض أن تكون منفردة. |
| Bu da tamamen yeni bir mutasyon anlamına gelir çünkü köstebekler yalnız çalışırlar. | Open Subtitles | نحن نتحدث عن كائنات متحولة على مستوى آخر لأن الخلدة تعمل منفردة |
| Farkına vardık ki, bakteriler yalnız olduğunda yani seyreltik süspansiyondayken, ışık üretmediler. Ancak belli bir hücre sayısına ulaştıklarında, | TED | ما لاحظناه هو انه عندما تكون خلايا البكتيريا منفردة اي عندما تكون بنسب ضئيلة و منعزلة عن بعضها لا تضيء ولكن عندما تزداد بالعدد و تتجمع الى حد معين |
| Seni bir solo söylemeye davet ediyoruz. | Open Subtitles | لذا, نودّ أن ندعوك لتجربة آداء لأغنية منفردة |
| Benden solo seçmelerine katılmam istendi. | Open Subtitles | لقد تمت دعوتي في تجربة آداء لأغنية منفردة |
| solo bir hareket olarak Cate cassidy bütün bir haydut var kadın bir şey oluyor. | Open Subtitles | كايت كاسيدي بإعتبارها عاملة منفردة و إمرأة مارقة لكل ما يحدث |
| Uzaya tek başıma 13 ay süren bir göreve gitmiştim. | Open Subtitles | ذهبتُ إلى الفضاء في رحلة منفردة لثلاثة عشر شهرًا |
| Her şey uzaya tek başıma on üç ay süren göreve gittiğimde değişti. | Open Subtitles | لقد تغير كل شئ عندما ذهبت الى الفضاء فى رحلة منفردة لثلاثة عشر شهراُ. |
| Her şey uzaya tek başıma on üç ay süren göreve gittiğimde değişti. | Open Subtitles | لقد تغير كل شئ عندما ذهبت الى الفضاء فى رحلة منفردة لثلاثة عشر شهراً |
| Ama aynı zamanda, bu dört hücrenin her biri tek başına ya da topluca, bozulabilir ya da ölebilir, ve bu olduğunda siz hasar görürsünüz. | TED | لكن بالتساوي، كل من هذه الخلايا الأربعة منفردة أو مجتمعة، يمكن أن تشذ أو تموت، وحينما يحدث هذا، يصيبك ضرر. |
| Kuzey Kutbu'na ise ben dahil... ...sadece 4 kişi kayakla tek başına yolculuk yaptı. | TED | وأربعة أشخاص فقط بما فيهم أنا. قامو برحلة تزلج منفردة إلى القطب الشمالي. |
| Sally, senin Tek kişilik gösteri yaptığına inanamıyorum. | Open Subtitles | سالي، لا أصدّق أنك تقدّمين فقرة منفردة بهذه السرعة. |
| Yakında bir single gelmezse fişini çekerim bilesin. | Open Subtitles | نحتاج لألبومات ناجحة إن لم نحصل على أغاني منفردة قريباً سأنهي هذا الألبوم ، هل تفهمني |
| Günümüzde sahip olduğumuz mikroskoplar, aslında tek tek atomları görebilmekte. Bunlar bu tek atomlara ait bir kaç resim. Her çıkıntı tek bir atomu ifade ediyor. | TED | والمجاهر التي نتوفر عليها اليوم، تستطيع أن ترى ذرات منفردة. وهذه بعض الصور لذرات منفردة. كل نتوءة هنا هي عبارة عن ذرة. |