| Ama istenmeyen etkileri, benim gibi insanların da edebiyatta yer alabileceğini bilmememe yol açmalarıydı. | TED | لكن التبعات غير المقصودة كانت أنني لم أعرف أن الناس من أمثالي يمكن أن يتواجدوا في كتب الأدب. |
| İşte bu yüzden, benim gibi insanlar gitmeli ve bu yüzden o sahte düello düzenlendi batıyı temiz bir yaşam terk etmek için. | Open Subtitles | هذا هو السبب الذي جعل الناس من أمثالي يذهبون وهذا هو السبب الذي جعلك نكرة أمام القتال لإخراجي من هذا الغرب نظيفاً |
| benim gibi hırsızlar bu yüzden saygın. | Open Subtitles | لهذا السبب فالنصابين من أمثالي لهم احتارمهم هنا. |
| benim gibi insanları işsiz bırakıyorlar. | Open Subtitles | أنهم يتسببون في ضياع فرص العمل للناس من أمثالي |
| benim gibi ahmaklar istediğini yapabilsin yada söyleyebilsin diye savaşıyordun. | Open Subtitles | لقد حاربت حتى يتسنى للتافهين من أمثالي قول ما يشاءون وقتما يشاءون |
| Ama fedakar kişiler de vardır, benim gibi insanlar, | Open Subtitles | لكن هؤلاء منا ممن هم غيريون الناس من أمثالي |
| benim gibi kaybedenlerin bildiği tek şey varsa o da kazananlar derinlerinde zavallılardır. | Open Subtitles | اذا الفاشلون من أمثالي عرفوا شيئا واحدا فهو في أعماقي بأن الناجحين مثله يعيشون حياة تعيسة |
| İnsanlara ne yaparlarsa yapsınlar sen ve benim gibi hainlere yapacaklarıyla kıyaslanmaz. | Open Subtitles | أيا كان ما سيفعلونه بالبشر ، فإنه لا شيء بالمقارنة مع ما سيفعلونه بالخونة من أمثالي و مثلك. |
| Çok sevecen ve benim gibi genç sanatçıları çok destekleyen biriydi. | Open Subtitles | كان رجلاً مُحبباً وداعماً كبيراً للفنانين اليافعين من أمثالي. |
| Kazanmak isteyen bir adam olmak istediğin zaman benim gibi birine dönüşeceksin. | Open Subtitles | حينما يريد رجال أمثالك الفوز، فسيتجهون للرجال من أمثالي. |
| Hoş kızlar benim gibi bilgili erkeklerden hoşanır. | Open Subtitles | وانه من الجيد فعلا للفتيات اللطيفات أن تعرف الرجال من أمثالي. |
| Sadece kadınlar, bebekler ve benim gibi adamlar uyumuyormuş. | Open Subtitles | يبدو إنّ النوم ليس فقط للأطفال و النساء و الرجال من أمثالي |
| Bir mucize ile bunu yaşasanız bile, benim gibi bir milyon daha var | Open Subtitles | حتي إذا نجوت بشئ من المعجزة هذه المرة، هناك الملايين من أمثالي |
| benim gibi, bir yuvayı hak enden bu çocuklara yardım edin. }Destek SB-3301. - Ee, ne düşünüyorsunuz? | Open Subtitles | ساعد الأطفال من أمثالي لإيجاد منازل يستحقونها |
| Pekala, hazır buradayken, benim gibi birçok insan var, hayatlarında belli bir aşamaya ulaşacak olan istemsizce geçmişte başlarından geçen her şeyden vazgeçecekler ve bu sayede modern ve uygar oldukların söyleyecekler. | TED | حسنًا، ونحن هنا، هنالك الكثير من أمثالي يمكن أن يصلوا إلى مرحلة في حياتهم يتخلون فيها رغما عنهم عن كل شيء حصل في حياتهم في السابق لمجرّد أن يقولوا بأنهم معاصرون و أنهم متحضرون |
| Adalet sisteminin benim gibi insanları koruması gerekir. | Open Subtitles | ومن المفترض أن القانون لحماية الناس من أمثالي . |
| Her yere gittiğimde, benim gibi yüzlerce gördüm | Open Subtitles | أينما أذهب.. أرى المئات من أمثالي |
| benim gibi ve Liv gibi. | Open Subtitles | يجب أن تكون أقل من أمثالي وأكثر مثل ليف |
| benim gibi 3 kağıtçı tiplerden bahis alıyor. | Open Subtitles | إنه يقبل المراهنات من أمثالي |
| "Ve benim gibi adamlara. | Open Subtitles | والرجال من أمثالي. |