| Fakat Loki, bu atın tam olarak nereden geldiğini söylemek istemiyordu. | TED | لكن من أين جاء بالتحديد، هو شيءٌ فضّل لوكي عدم مناقشته. |
| nereden geldiğini bilmiyorum, ama ağzı iyi laf yapıyordu. | Open Subtitles | أنا لا أعلم من أين جاء لكنه كان لطيفاً مع الأولاد في عمله |
| Projeksiyon nereden geldi biliyorum. | Open Subtitles | أعتقد أنني أعرف من أين جاء هذا الإسقاط من اللازم. |
| kızının ölümünü düşünen senin saygı değer baban onun şöhretinde bu bir lekeydi o nereden geldi ben biliyorum. | Open Subtitles | أبوك المحترم الذي يعتبر موت إبنته كبقعة سوداء تلوث سمعته أنا أعرف من أين جاء |
| Yarısı beyaz atlı prens, yarısı da: "Bu da nereden çıktı böyle? " | Open Subtitles | مرة هو الفارس ذو الدرع اللامع ومرة تسألي من أين جاء هذا؟ |
| Bizimle uğraşan tüm bu insanlar da nereden çıktı? | Open Subtitles | من أين جاء كلّ هؤلاء الأشخاص ليعبثوا معنا؟ |
| TV, kamera, VCR, her neyse. Yani kontrol kısmı bize kasedin nereden geldiğini gösterir. | Open Subtitles | مثل الكاميرات الصغيرة لذلك فإن الأرقام تخبرك من أين جاء الشريط |
| Hâlâ bana nereden geldiğini söylemiyor ama iyi bir yer olmadığı kesin! | Open Subtitles | مازال لا يريد أن يخبرنى من أين جاء أتسائل ماذا قد يكون ذلك المكان؟ |
| Olasılıkları elemeye başladığım zaman nereden geldiğini daha iyi anlayabiliriz. | Open Subtitles | مرة واحدة تضييق الأنواع، يمكنني معرفة من أين جاء. |
| nereden geldiğini bilmiyorum ama kasabada tek başınaydı. | Open Subtitles | لم أعرف أبدا من أين جاء ولكنه جاء إلى هذه المدينة لوحده |
| Senden birkaç fikir edinebilir miyim diye merak etmiyor değilim. - O iskelet nereden geldi? - Hiç bilmiyorum. | Open Subtitles | أردت أن أسألك إن كان لديكِ بعض الأفكار من أين جاء هذا الهيكل العظمي؟ |
| İğrenç! - nereden geldi buraya? | Open Subtitles | بواسطة المقشدة وتغيير الفلتر. من أين جاء ذلك ؟ |
| Bu dairenin parası nereden geldi? | Open Subtitles | من أين جاء بالنقود لشراء هذا المنزل ؟ |
| Yani, nereden geldi? | Open Subtitles | أقصد , من أين جاء هذا التشابه؟ |
| Kendi kendime dedim ki, "Kahretsin, bu da nereden çıktı?" | Open Subtitles | وفكّرت في نفسي بعد "ذلك، "من أين جاء هذا؟ |
| nereden çıktı, neden bizi seçti sanırım bunlar gizemini daima koruyacak. | Open Subtitles | "لكن من أين جاء... ولماذا اختارنا؟" "سيبقى ذلك لغزاً إلى الأبد" |
| Bütün bunlar nereden çıktı söylesene? | Open Subtitles | أخبرني فحسب من أين جاء كل هذا؟ |
| Zeminde bulunan şu yanık şeyler, onlar nereden gelmiş? | Open Subtitles | هذا الركام المحترق على الأرض من أين جاء ؟ |
| Bay Feeney ismi nerden geldi peki? | Open Subtitles | من أين جاء اسم السيد فيني , على أي حال ؟ |
| Bence Nereden geldiği konusunda iyi de bir tahminim var. | Open Subtitles | أعتقد أنني يمكن أن تأخذ تخمين لائق من أين جاء. |
| Demek istediğim, şu "zenci kanka" adeti nerden çıktı? | Open Subtitles | هذا التقليد بأن يكون صديقك المقرب أسود البشرة من أين جاء هذا التقليد؟ |
| O çocuğu ben büyüttüm. Büyütmeye de devam ediyorum. Kimden olduğu önemli değil-- | Open Subtitles | لقد ربيت ذلك الصبي وما زلت أربيه, ولا يهمني من أين جاء |
| Elinde çalıntı bir parça varsa, nereden aldığını bilemem... | Open Subtitles | لو كانت لديه واحدة مسروقة، فلا أعلم من أين جاء بها، |
| Tüm bu gübrelerin nerden geldiğini düşünüyorsun? | Open Subtitles | من أين جاء كل هذا السماد العضوي برأيك ؟ |
| Bak, geldiğinden beri kim olduğu ve nereden geldiğine dair bir ipucu arıyordu... | Open Subtitles | منذ اليوم الاول هو يبحث عن أجوبة تخص من هو و من أين جاء |