| Bodrumda eski bir kavurma makineleri var. Kokusu sokaktan duyuluyor. | Open Subtitles | لديهم محمصة قديمة في القبو يمكنك شم رائحتها من الشارع |
| Bodrumda eski bir kavurma makineleri var. Kokusu sokaktan duyuluyor. | Open Subtitles | لديهم محمصة قديمة في القبو يمكنك شم رائحتها من الشارع |
| Sokağın karşısında Jennifer için çok özel bir şeyim var. | Open Subtitles | لدي شيء مميز من أجل جينيفر بالطرف الآخر من الشارع |
| Kardeşinin yanına doğru giderken, soyguncunun Sokağın karşısından ateş ettiğini söyledi. | Open Subtitles | قالت أن المصوب أطلق عليها من الشارع وفيما تتقرب من أخيها |
| Sonra genç bir kızın şarkı söylediği ve bir bombanın patladığı Bir sokak sahnesi de canlandırdık. | TED | ومن ثم أعدنا خلق مشهد من الشارع حيث تظهر فتاة وهي تغني وفجأة تنطلق القذائف. |
| Birkaç çocuk sokakta öylece yürüyordu, sanırım implantlarını da kapatmışlar. | Open Subtitles | مجموعة من الأطفال عبروا من الشارع واظن انهم اطفئوا أجهزتهم |
| Dövmeli adamı sokaklardan almaktan mı yoksa toprağın altına koymaktan mı bahsediyoruz? | Open Subtitles | أهى عن أخذ رجل ذو وشم من الشارع أم ندفنه تحت الشارع؟ |
| sokaktan gelen bir asker tarafından,hastayı öldürebilecek bir şeyi yapmaya ikna oldun. | Open Subtitles | لقد تركتَ جندياً من الشارع يقنعك بما هو كفيلٌ بأن يقتل رجلاً |
| Adamın biri onu sokaktan alıp kaçırsa onu yakalasam ve adam konuşmasa? | Open Subtitles | كوني صريحه، شخص ما خطفها من الشارع وأنا أعتقلته وهو لايرغب بالتحدث؟ |
| sokaktan bir silah almasinin tek nedeni, o silahin takip edilemiyor olusudur. | Open Subtitles | حسنٌ، السبب الوحيد لشراء سلاحاً من الشارع هو لأنّه لا يُمكن تعقبّه |
| Beyaz şapkayı kazanmak onu sokaktan almak kadar kolay değildir. | Open Subtitles | لا يُمكن لأحد أن يلتقط قبعة بيضاء من الشارع ببساطة. |
| - Neler var? Sokağın karşısında boşaltılmış bir lokantada dört rehine var. | Open Subtitles | حصلنا على اربعة رهائن في امطعم مهجور على الجانب الآخر من الشارع. |
| - Sokağın karşısındayım ahbap. - Tamam, ben geldim görüşürüz. | Open Subtitles | أنا على الطرف الآخر من الشارع حسنا أنا هنا وداعا |
| Bir köpek ya da Sokağın karşısında yaşayan bir erkek arkadaş gibi. | Open Subtitles | مثل أن تحظَي بكلب أو خليل يسكن في الجهة الأخرى من الشارع |
| Bir şeyler yiyen Bir sokak canavarı yanıma geldi. | Open Subtitles | غريب أطوار من الشارع يتناول كل ما يصل إليه |
| Önüne ne gelirse yiyen doğal Bir sokak serserisiydim. | Open Subtitles | غريب أطوار من الشارع يتناول كل ما يصل إليه |
| James Early ilk randevusuna giden Bir sokak serserisi değil. | Open Subtitles | جيمي ايرلي ليس مغفل من الشارع يحاول الحصول علي ميعاده الاول |
| Çünkü sokakta elinde konuşmamızın geçersiz olacağına dair bir belgeyle beni sıkıştırdı. | Open Subtitles | لأنها التقطتني من الشارع بمستند يقول ان محادثتنا لن تدرج في المحاكمة |
| sokaklardan gelen bir kadının aile üyelerimizin masasını beklemesine izin mi verdin? | Open Subtitles | أنتِ قد سمحتِ لإمرأة من الشارع أن تخدّم على طاولة لأعضاء عائلتنا؟ |
| Hayır, caddenin karşısındaydı. Şoförün olduğu tarafı görüyordu. Seni gördü. | Open Subtitles | كلا، كانت بالجانب الآخر من الشارع رأت جانب السائق، رأتِك |
| Tamam sen Sokağı al. Ben ara sokaktan izleyeceğim. | Open Subtitles | حسناً، اذهب من الشارع الأمامي، وسآخذ أنا الزقاق |
| sokaklarda başıboş dolanmasındansa daha önemsiz bir suçtan dolayı onu tutukladın. | Open Subtitles | أنت القبض عليه بتهمة أقل كبيرة فقط للحصول عليه من الشارع. |
| Silah kaçakçısı ve karşısındaki çılgın moruk... tek yaptıkları her gün kapışmak. | Open Subtitles | لدينا تاجر أسلحة في الجهة المقابلة من الشارع ورجل مجنون في آخره كل ما يفعلونه هو المشاجرة |
| Az önce nişanlını sokaktaki bir adamdan silah satın alırken gördüm. | Open Subtitles | شاهدت خطيبك للتو يشتري مسدساً من رجل من الشارع |