| Senin gezegenindeki insanlar binlerce gül ekiyor ama yine de aradıklarını bulamıyorlar. | Open Subtitles | النّاس حيثُ تعيش زرعوا آلاف من الورود ولم يعثروا علي ماكانوا يبحثون. |
| Bir demet gül ve sadece balolarda takabileceğin adi bir taç. | Open Subtitles | ستحصلين على باقة من الورود وتاج رخيص سترتدينه في كل الحفلات |
| Senin gezegenindeki insanlar binlerce gül ekiyor ama yine de aradıklarını bulamıyorlar. | Open Subtitles | النّاس حيثُ تعيش زرعوا آلاف من الورود ولم يعثروا علي ماكانوا يبحثون. |
| Çiçekler! Bu kadar gülü bir arada hiç görmedim! | Open Subtitles | الأزهار, لم يسبق لي رؤية هذا العدد من الورود |
| Şirketinizin yakınındaki çiçek dükkânı bir düzine gülü çok makul bir fiyata satıyor 127,68 dolara. | Open Subtitles | أجل. متجر الأزهار قُرب مكتبك، يبيع العشرات من الورود الحمراء بسعر معقول تماماً بـ 127.68 دولار. |
| "Çiçek bahçeleri hayal ederdik birlikte ama diken gibiydi o sözlerin | Open Subtitles | " نحن تشاركنا أحلام من الورود لكن كلماتك كانت كالشوك" |
| "Çiçek bahçeleri hayal ederdik birlikte ama diken gibiydi o sözlerin | Open Subtitles | " نحن تشاركنا أحلام من الورود لكن كلماتك كانت كالشوك" |
| Sana neden üç düzine kırmızı gül yolladım sanıyorsun? | Open Subtitles | لماذا تعتقدي أني أرسلت لكي ثلاث درزينات من الورود الحمراء؟ |
| Yarın sana altı düzine kırmızı gül alacağım. | Open Subtitles | غداَ يجب أن أشتري لكي ستة درزينات من الورود الحمراء |
| Sizce sevgilisi ona yarın sabah bir sepet sarı gül gönderir mi? | Open Subtitles | هل تظن بأن محبوبها سيرسل لها باقة من الورود الصفراء فى صباح الغد؟ |
| İki büyük cumbası, büyük bir gül bahçesi var. | Open Subtitles | فيه نوافذ كبيرة مطلة على الخليج وحديقة بها الكثير من الورود |
| - Bir bakalım. Gelin, damadın gözlerini kamaştıracak bir kıyafet giymişti. Gelini havadan yağan gül yaprakları altında görünce büyülendi. | Open Subtitles | العروس ارتدت فستان جميل وقد شاهدها العريسِ تقترب اليه بمجموعة من الورود الجميلة |
| Her pazartesi eşinize çiçek gönderiyorsunuz. Bu hafta eşinize bir düzine uzun saplı kırmızı gül gönderdiniz. | Open Subtitles | نهار الأثنين سوف ترسل ورودا الى زوجتك اليوم سأبتاع دزينة من الورود |
| Yarın sabah, çiçekçiden bir buket gül alın. | Open Subtitles | بالغد صباحاً , اشتري حزمة من الورود من أقرب متجر زهور |
| Sana bir düzine gül alacaktım da balonlar daha hoş olur dedim. | Open Subtitles | أجل، كنتُ على وشكِ إحضار العديد من الورود من أجلكِ، وبعدها وجدتُ أنَّ البالونات كانت أجمل. |
| Seni her görmeye gelişinde gül buketi getiren kadın. | Open Subtitles | السيدة التي دومًا تأتي لرؤيتك مع باقة كبيرة من الورود |
| Bir erkekten olduğu kişiyi ya da kendisini iyi hissetmesini sağlayan şeyleri değiştirmesini istemektense bir demet aptal gülü kabul etmek daha iyi olmaz mı? | Open Subtitles | ربما من الأسهل قبول حزمة من الورود الغبية بدلاً من أن تطلبي من رجل أن يغير أساسيات ماهيته |
| Yarım düzine gülü soğutucuya solmaya bıraktım Jeff ve Katie'de MacManus'un düğününü ayarlıyorlar ki sonu bir davayla bitebilir. | Open Subtitles | تركت نصف دزينة من الورود لتذبل في البرّاد سيقيم (جيف) و (كيتي) زفاف (ماكمانيوس) مما قد يؤدي إلى رفع دعوى قضائية لكن لا يهم |