| - Fakat onların arasında olmak kolay değildi. | Open Subtitles | لكن لم يكن من اليسير التواجد بينهم. إني متيقن. |
| Ne aradığını biliyorsan, bulması da kolay. | Open Subtitles | من اليسير أن تجدى حلمك إن عرفتى ما الذى تبحثين عنه |
| Seni ne kadar çok sevdiğimi ve onu affetmenin benim için kadar kolay olduğunu göstermek için her şeyi yaparım. | Open Subtitles | سأفعل أى شىء كى تعلمى مقدار حبى لك وكيف أنه من اليسير علىّ أن أسامحها ؟ |
| Dünyadaki en kolay şey birinin emeğini aşağılamaktır. | Open Subtitles | من اليسير في هذا العالم أن تنتقد أعمال الآخرين |
| Olayları ardında bırakmak kolay değil, değil mi? | Open Subtitles | ليس من اليسير ترك الأمور تسير كما هي، أليس كذلك؟ |
| Korku dolu bir kalp en kolay hasar alan şeydir. | Open Subtitles | من اليسير السيطرة على البشر ذوي القلوب الهشة |
| Bu konuşmayı inkar etmek kolay olabilir ama onu inkar etmek bayağı zor olacak değil mi? | Open Subtitles | لا شك أنهم يستطيعون إجراء فحص مقارن للحمض النووي بينك وبين الجنين قد يكون من اليسير إنكار هذه المحادثة |
| İnsanlardan sorumlu olmak kolay değil, değil mi? | Open Subtitles | ليس من اليسير أنْ يكون أحدهم في المسؤولية أليس كذلك ؟ |
| O fotoğrafı çekmek kolay olmamıştı. | Open Subtitles | لم يكن من اليسير أخذ تلك الصورة |
| Sırlarını paylaşmak herkese kolay gelmez. | Open Subtitles | لا أحد يجد من اليسير أن يشارك أسراره. |
| Bak ki, dayanması kolay olsun! | Open Subtitles | سيكون ذلك من اليسير تحمله |
| Özür dilemek kolay. | Open Subtitles | من اليسير عليك أن تقول هذا |
| - Biliyor musun, eşyaları toplayıp eve dönmek daha kolay. | Open Subtitles | أتعلم؟ سيكون من اليسير حقاً |
| Başkan Chester A. Arthur ile görüşebilmek seninle görüşebilmekten daha kolay, bunca engel var. | Open Subtitles | (من اليسير بمكان لقاء الرئيس (تشيستر أ. آرثر عن اجتياز هذه الأحراش للتمتع بلُقياك |