| bir saatten kısa süre önce, yönetici girişinde kartın kullanıldığı görünüyor. | Open Subtitles | لقد تم استخدام بطاقته .منذ أقل من ساعة عند المدخل الرئيسي |
| bir saatten fazla var. Lanet para ve sen neredesiniz? | Open Subtitles | ذلك سيستغرق اكثر من ساعة اين انت واين المال ؟ |
| Aracımız dünyayı bir saatten az bir süre içinde dolaşmalı. | Open Subtitles | لدينا طائرة نسافر بها حول العالم في أقل من ساعة |
| bir saat sürecek olan çatışmanın ilk mermisi, açılan ilk ateşiydi. | TED | كانت أول جولة، أول انفجار من ساعة متواصلة من إطلاق النار. |
| bir saat önce bu insanlara gitmeleri için 50 dolar ödedim. | Open Subtitles | دفعت لهؤلاء خمسين دولار كي يرحلوا من ساعة نعم لقد عدنا |
| Onlara, en yakın hastanede ameliyat olmayı teklif ettiğimizde Bir saati aşkındır yan yana olduklarının farkında değillerdi. | TED | لم تدركا أنهما تجلسان، جنبا الى جنب، لأكثر من ساعة عندما عرضنا عليهما الجراحة في أقرب مستشفى. |
| bir saatten daha az sürecek. | Open Subtitles | انظرو الى الامر بهذه الطريقة وسوف ننتهي في اقل من ساعة |
| Hadi ama, ben kullanırım bir saatten kısa sürede gideriz. | Open Subtitles | هيا,يمكنني أن اقود سوف نصل الى هناك بأقل من ساعة |
| İlk başta güneş tutulması zannetim ama bir saatten fazla oldu. | Open Subtitles | في البداية ظننت أنه كسوف شمسي ولكن مرَّ أكثر من ساعة |
| Teslimat bir saatten az bir sürede olacak gibi görünüyor. | Open Subtitles | عملية التبادل من المقرر ان تحدث في اقل من ساعة |
| Yani aramızdaki 'bu şey' başlayalı bir saatten çok olmadı. | Open Subtitles | لذا علاقتنا .قد بدأت منذ أقلِ من ساعة ٍ مضت |
| Bu makaranın gitmesine bir saatten az var. Sen oturana kadar bekleyecek miyiz? | Open Subtitles | تبقى أقل من ساعة حتى ننتهى من هذا العمل أيمكنك الانتظار حتى ننتهي؟ |
| Bu da demektir ki bir saatten az vaktimiz var. | Open Subtitles | الساعة الـ 10: 50 أي أن لدينا أقل من ساعة |
| Avrupa ışık hızıyla bile olsa çok uzaklardadır. verilen emirin araca ulaşması bir saatten fazla sürecek. | TED | يوروبا هو بعيدا جدا حتى انه بسرعة الضوء، يستغرق الايعاز أكثر من ساعة ليصل إلى المركبة. |
| Ambulansın gelmesini bir saatten fazla bekledim ve | TED | وبينما كنت بانتظار الإسعاف لتصل لأكثر من ساعة .. |
| bir saatten fazladır o jüri odasında ne yapıyor olabileceklerini söyler misin bana? | Open Subtitles | ماذا بحق الله يفعل هؤلاء المحلفين داخل الحجرة لأكثر من ساعة ؟ |
| Seni bir saat önce aramaya çalıştım. Her şey yolunda mı? | Open Subtitles | حاولت الاتصال بك من ساعة هل كل شيء على ما يرام؟ |
| Bana rapor vermek için bir saat kadar geciktin, Dedektif. | Open Subtitles | أنت متأخر لأكثر من ساعة لتعطني التقرير , أيها المحقق |
| Avukatlarının seni bir saat bile geçmeden serbest bırakacaklarını biliyor. | Open Subtitles | هو يعلم أن محامينك سوف يخرجونك فى أقل من ساعة |
| Dïsarï çïkalï Bir saati geçti. Uzandï ve uykuya daldï. | Open Subtitles | إنها تنام منذ أكثر من ساعة فقط تمددت ونامت |
| İsteklerine için 1 saatten daha fazla zamana ihtiyacım var. | Open Subtitles | بالنسبة لما طلبته سوف نحتاج لأكثر من ساعة |
| - Bir saattir bekliyoruz. - Herhalde onları atlattık. | Open Subtitles | لقد أنتظرنا أكثر من ساعة الآن أعتقد أننا تخلصنا منهم |
| bir saat içinde, uçaklarımız dünyanın diğer yerlerinden gelen uçaklarla buluşacaklar. | Open Subtitles | في أقل من ساعة ستلحق الطائرات من هنا بذويها في أنحاء العالم |
| Alarmlı bir saatin yakınlarda cep telefonu kullanmış olan herkesin bilebileceği gibi en ufak bir parazit radyo sinyallerini aksatır. | Open Subtitles | أي شخص استخدم هاتفا نقال بالقرب من ساعة منبه يعرف حتى ولو كان هناك تداخل ثاتوي يعطل الإشارات السلكية |
| Plakaya kadar koşun, şiiri ezberleyin ve 1 saate kadar burada olun! | Open Subtitles | أركضوا إلى تلك اللوحة، واحفظوها، وعودوا إلى هنا في أقل من ساعة. |
| Ne sıkıcı bir vakit, öğleden sonra saat 05:00. | Open Subtitles | يا لها من ساعة 5 عصراً مخيفة |