| Bu, şişmiş bir balonu bir parça kumaşla kaplayarak yaptığım bir iskelet modeli. | TED | إنه نموذج هيكل والذي صنعته من قطعة قماش وقمت بلفه حول بالون متمدد. |
| Tek parça mayoydu. Beyaz bir kumaştan yapılmıştı. | Open Subtitles | كانت بدلة إستحمام من قطعة واحدة مصنوعة من شئ أبيض اللون |
| Tek parça gümüş rengi tulum, önünde v harfi ve çizme. Bu kadar. | Open Subtitles | بدلة رمادية من قطعة واحدة وقميص مخطط وحذاء |
| Oradaki bir kömür parçasından elmas elde etmenin imkanı yok. | Open Subtitles | ليس هُناك فرصة لتحصل على ألماس من قطعة فحم. هُناك. |
| Eğer bir kağıt parçasından ve bir dikiş iğnesinden pikap yapabiliyorsanız dünyada neyi yapmak mümkün olmazdı ki? | TED | إذا كنت تستطيع صنع مسجِل من قطعة ورقية وإبرة، ما هو المستحيل إذًا في هذا العالم؟ |
| Bir kağıt parçasındaki adresi okuyorsun, | Open Subtitles | إنّك تقرأ عنواناً من قطعة ورقة.. |
| - Evet. - Tek parça paslanmaz çelikten. | Open Subtitles | إنه مصنوع من قطعة من الحديد المقاوم للصدأ |
| Ve iç çamaşırı yerine tek parça mayo giymişsin. | Open Subtitles | وترتدي زي سباحة من قطعة واحدة بدلاً من الملابس التحتية |
| Bir parça Kuvarsın frekansı aynı boyutlarda bir başka Kuvarsla yok edilebilir. | Open Subtitles | حسنا ، تردد قطعة من الكوارتز يمكن ان تلغى تماماً بتقريبها من قطعة كوارتز اخرى |
| Bazen bize tek parça halinde gelmiyorlar ve biz de onları açık tabut cenaze töreni için bir araya getiriyoruz. | Open Subtitles | احيانا يصلون الينا بأكثر من قطعة واحدة و نحتاج للقيام ببعض التجميع عندما تكون الجنازة لتابوت مفتوح |
| Taser'ın ucundan bir parça olduğuna emin misiniz? | Open Subtitles | وهل أنت متأكد أن جاءت من قطعة من رأس المسدس الصاعق؟ |
| Bu peygamberdevesi bant kullanılmadan ve kesilmeden tek bir parça kağıttan yapılmış. | TED | تم صنعه من قطعة ورق واحدة , بدون استخدام اللاصق أو أي قص . |
| Bu da, tek parça mermer bloktan oyulmuş meşhur Farnese Boğası. | Open Subtitles | هناك يوجد تمثال الثور الشهير... المنحوت من قطعة رخام واحدة. |
| Bir parça ekmek... ve bir yudum şaraptan başka bir şey tatmadım. | Open Subtitles | لم أخذ شىء أكثر... من قطعة من الخبز ورشفة من النبيذ. |
| Esas olay tüm bunları tek parça ahşaptan el ile oymak. | Open Subtitles | نَحتّه بيديّ من قطعة خشبيّة واحدة |
| Ufak bir kil parçasından yapılan Kara Sinema Evi'nin daha büyük bir kil parçasına dönüşmesi gerekti: benim atölyem. | TED | كان على بيت السينما السوداء، الذي أنشىء من قطعة صغيرة من الطين، أن يكبُر إلى قطعة كبيرة من الطين، وهو الآن معملي. |
| Bir doku parçasından hücre üretmek, küçücük bir çocuğu ailesinden uzakta büyütmeye çalışmaya benziyor. | TED | نمو الخلايا من قطعة الأنسجة تشبه قليلاً نمو الأطفال الصغار جداً خارج عائلاتهم. |
| Gerçekten o meteor parçasından mı yapılmış? | Open Subtitles | هل هي مصنوعة فعلاً من قطعة من ذلك النيزك ؟ |
| Her şeyin minicik bir kum parçasından başladığını söylemişti. | Open Subtitles | لقد قالت إنها تبدأ من قطعة صغيره من الرمل |
| Boynum neden birdenbire bir halat parçasından değerli? | Open Subtitles | لماذا أصبحت رقبتي فجأة تساوي أكثر من قطعة حبل؟ |
| T küren, maske parçasındaki sinyali algılıyor. | Open Subtitles | إشارة من قطعة من القناع |