| Senle ben müdürlüğün bürokrasisi dışında varız ve işin doğası bu. | Open Subtitles | أنت وانا موجودون خارج الروتين الحكومي للقسم، وذلك أمر مخطط له |
| ,Biz hiçbir milliyete , deri rengine ve dini temele bağımlı olmadan varız. | Open Subtitles | نحن موجودون بدون جنسيه او هويه او لون او دين |
| varlar, birkaç yıl önce onlarla birlikteydim. | Open Subtitles | إنّهم موجودون, لقد كنتُ معهم قبل عدة سنوات. |
| buradalar, her gün daha da iyi hale geliyorlar. | TED | إنهم موجودون هنا, يصيرون أفضل وأفضل كل يوم |
| Konuştukları şey bu. oradalar ama orada değiller. | Open Subtitles | هذه هي المسألة إنهم موجودون لكن ليسوا ظاهرين |
| Biz kahrolasıca emirlere riayet için buradayız. | Open Subtitles | نحن لسنا هنا لنفعل ذلك نحن موجودون هنا لنتبع الأوامر اللعينه |
| Biz kendi gezegenimizdeki Yıldızgeçidinin yok edici etkilerine duyarlı olan bedensiz formlarda varlığımızı sürdürüyoruz. | Open Subtitles | على عكسكم نحن موجودون بشكل غير مادي وعرضة للتأثيرات الهدامة لبوابة النجوم في عالمنا |
| Hepimiz birbirimiz için varız değil mi? Teşekkür ederim. | Open Subtitles | نحن موجودون هنا لأجل بعضنا على اية حال, صحيح؟ |
| Günün sonunda, Neden varız, ve sadece insanoğlu olarak değil, neden bu gezegen, güneş sistemi, evren var?" sorusu akla geliyor. | Open Subtitles | حسناً، في نهاية اليوم يأتي السؤال، لماذا نحن موجودون ؟ وليس فقط نحن البشر بل لماذا يوجد الكوكب والنظام الشمسي والكون بأكمله |
| Burada sadece ikimiz varız. | Open Subtitles | نحن فقط موجودون هنا |
| Biz yönetmek için varız. | Open Subtitles | نحن موجودون لكي نحكم |
| Bizler varız ve özgürüz." demek için. | TED | نحن موجودون و نحن أحرار." |
| Evet, Batı Dünyası'ndaki robotlar hayatınızdaki en eşsiz tecrübeyi sunmak için varlar. | Open Subtitles | نعم، الأشخاص الآليين موجودون هناك لكي يخدمونكم... ويمنحونكم التجربة الفريدة الأكبر لقضاء اجازة عمركم |
| zamanın hepsi takip edilemez mi -- geçmiş, şu an, ve gelecek -- zaten varlar, değil mi? | Open Subtitles | لذا لا يجب أن تتبعه كل الوقت الماضي و الحاضر و المستقبل موجودون فعلا" , أيضا" ؟ |
| Onları kötülükten uzak tutma isteğini takdir ediyorum ama Kütüphaneciler büyünün yanlış ellere geçmesini engellemek için varlar. | Open Subtitles | أنا أقدِّر رغبتكِ في إبقائِهم بعيداً عن الأذى. لكِن "أمناء المَـكتبة"موجودون لكي يَمنعوا وقوع السحر في أيدي الأشرار. |
| Gececi personel ihtiyacın olursa buradalar, 2417 numaradan ulaşırsın. | Open Subtitles | طاقم الخدمة الليلية موجودون إذا إحتجتيهم ويمكنك إستخدام التليفون سبعة ساعات يوميا |
| Palyaçolar asırlardır buradalar. Ortaçağ soytarıları üzerine bir şeyler buldum. | Open Subtitles | المهرجون موجودون منذ قرون ولدي دلائل علي وجودهم أثناء العصور الوسطي |
| Haftalardır buradalar.. Bir kere bile görüşmedik. | Open Subtitles | إنهم موجودون منذ أسابيع ولم نناقض أمرهم ولو مرة |
| Kaçmış olsak bile hemen oradalar. | Open Subtitles | إنهم يعرفون مكان المستوطنة إنهم موجودون هناك حتى ولو ركضنا |
| Yapan pek kimse bulamazsın ama Biz buradayız. | Open Subtitles | لن تجدي كثيرين يفعلون هذا، لكننا موجودون. |
| Ne yüzümüzü görecek, ne seslerimizi duyacak. Hayalet gibi olacak. varlığımızı bile bilmeyecek. | Open Subtitles | ـ إنه لن يرى وجوهنا أو يسمع أصواتنا ـ سنكون كالأشباح، غير موجودون تماماً |
| Sen bu uyduların yönlerini değiştirtip Biz de orada olup biteni göremedikçe, onların hangi kampda olduklarını hiç bir zaman bilemeyiz. | Open Subtitles | إذا لم تسمح لنا بإعادة برمجة مهمات تلك الأقمار لنتمكن من رؤيتهم قبل هروبهم فلن نعرف في أي مخيم هم موجودون |