| Birinci doktor: Güzel. İkinci doktor: Bunu güzel ve kolayca halledeceğiz, Jake. Birinci doktor: Pekala, oturmak ister misin? | TED | الطبيب الأول: جيّد. الطبيب الثاني: سوف نأخذ هذا بسلاسة وبهدوء، جيك.الطبيب الأول: حسناً، هل تريد أن تستقيم، هذا جيّد. |
| Ve Bunu ele alıp, geriye dönüp medikal sisteme bağlanacakları bir araç haline nasıl getireceğiz? | TED | إذن كيف نأخذ هذا ونوفر لهم وسيلة يحيث يمكنهم العودة والمشاركة في النظام الطبي ؟ |
| O markayı duymadım. Bunu mu alsak? | Open Subtitles | لم أسمع أبداً عن ذلك الصنف ربما يجب علينا أن نأخذ هذا |
| - Kahrolası söyle. - Bunu mezara kadar götüreceğiz. | Open Subtitles | ـ عليك اللعنة، قوليها ـ نأخذ هذا إلى القبر |
| - Belki. - O halde niye bu eşyaları altın madenine götürmüyorsun? | Open Subtitles | ـ ربما ـ لماذا لا نأخذ هذا الطعام إلى معسكر الذهب ؟ |
| Biz de bu meseleyi ele alıp bu sorunu çözmeye yardımcı olacak bir dış-iskelet üretmemiz gerektiğini düşündük. | TED | وقررنا نحن ان نأخذ هذا الامر على عاتقنا وان نصنع هيكل خارجي يمكنه ان يعالج هذه المشكلة |
| Dinle, Bunu istediğin kadar yavaştan alabiliriz. | Open Subtitles | إستمع،نحن يمكن أن نأخذ هذا ببطأ مثلما تريد. |
| Geriye kalan tek ihtimal onun yaptığı ve Bunu ciddiye almalıyız. | Open Subtitles | الاحتمال يبقى أنه يمكن أن يكون هو ويجب أن نأخذ هذا على محمل الجد |
| Bunu Darcy'ye götüreceğiz, bakalım üzerinde kayıtlı bir şey var mıymış. | Open Subtitles | سوف نأخذ هذا الي دارسي و نري ان كان شيء ما مسجل عليه |
| Bunu DNA laboratuvarına götürüp, kurbanımızın kanı olduğunu doğrulatacağız. | Open Subtitles | إذاً علينا أن نأخذ هذا إلى معمل الحمض النووي ونجعلهم يؤكدون لنا بأنه دم ضحيتنا |
| O olması olasılığı var, Bunu ciddiye almalıyız. | Open Subtitles | الاحتمال يبقى أنه يمكن أن يكون هو ويجب أن نأخذ هذا على محمل الجد |
| Bazen dostlarına güneşte biraz zaman geçirmeleri için fırsat vermelisin, tamam mı ve hemen ardından, Bunu sonsuza dek bir koz olarak kullanabiliriz. | Open Subtitles | بعض الأحيان عليك أن تترك أصدقائك يستمتعون بأوقاتهم تحت الشمس وبجوارهم، سنقدر أن نأخذ هذا عليهم للأبد |
| Bunu DNA testi için laboratuvara götürelim. | Open Subtitles | دعونا نأخذ هذا إلى مختبر التحقيقات الجنائيّة لإجراء فحوص للحمض النووي |
| İsmin uyuyor. Neden Bunu dışarıda halletmiyoruz? | Open Subtitles | إن كان هذا يعجبك، لما لا نأخذ هذا القتال خارجًا؟ |
| Bak Bunu sakın unutma gördüğün her supermodel yada, ateşli kız onlardan sıkılan bir adama sahiptirler. | Open Subtitles | فقط نأخذ هذا في الاعتبار. لكل عارضة الأزياء كنت انظر، كل فتاة الساخنة التي تشاهد، وهناك بعض المتأنق مريض من القرف لها. |
| Bugün aşırı şanslıydınız. Ama şüpheniz olmasın, gerekirse Bunu yüksek mahkemeye taşırız. | Open Subtitles | لقد كنت محظوظاً للغاية اليوم، لكن بدون خطأ، سوف نأخذ هذا |
| En azından Bunu düşünmemizi. | Open Subtitles | حسنا , علي الأقل يجب أن نأخذ هذا في إعتبارنا |
| Bunu aşağıdaki Acil Durum Odası'na götürün. Ben de birazdan geliyorum. | Open Subtitles | دعونا نأخذ هذا للأسفل إلى غرفة العمليات، سأكون هناك بعد بضع دقائق |
| bu tür bir düşünce tarzını kliniklere taşımak isterdik. | TED | يجب أن نأخذ هذا النوع من التفكير إلى العيادة |
| İkinci olarak biz bu dersi değerlendirdik ve yeni projemizde kullanmayı denedik. | TED | ثانياً، نأخذ هذا الدرس ونحاول دفعه لمشروعنا القادم. |