| Senatör Porter, hükümetim adına söylüyorum ki hepimiz Albay Braddock'un neden burada olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | سيناتور بورتر, نحن جميعنا نعرف ان سبب حضور الكولونيل برادوك الوحيد هو محاولة ارباك الحكومة الفينامية |
| Üniversite mezunu olduğunu biliyoruz. Milyonlarca defa söyledin! | Open Subtitles | نعرف ان لديك تعليم جامعي قلتها مليون مرة |
| Numara alacak kadar uzun konuşmadı, ama Langley alan kodu olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | لم تكن طويلة جدا لنتعقب الرقم نعرف ان بداية الاقام كانت الى لانجلي |
| Şey, Kenworth'un bir şeylerin peşinde olduğunu biliyoruz . | Open Subtitles | حسناً ، نحن نعرف ان كنورث علي وشك ان يفعل شئ |
| Bence bizimle dalga geçiyor. Hem gerçek olduğunu nereden bileceğiz? | Open Subtitles | اعتقد انه يتلاعب بنا اعنى كيف نعرف ان ذلك حقيقه ؟ |
| Bir ortağı olduğunu biliyoruz.Müzede çalışan birisi Muhtemelen hala onunla birlikteydi | Open Subtitles | نعرف ان شخصا ما يعمل في المتحف شريك معه ـ من المحتمل مازال معهم ـ انتظر انتظر انتظر |
| Stüdyonun duvarlarında Lila Archer ve Natalie Ryan'ın yüzlerce fotoğrafının olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | نعرف ان معك مئات الصور لليلى آرتشر وناتالي ريان على جدران الاستديو خاصتك |
| Güney Carolina'nın onun iş rotalarından birisi olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | حسنا, نعرف ان كارولينا الجنوبية جزء من خط العمل |
| O genç kızlarla çıkmanın bir hata olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | نعرف ان مواعدة تلك الفتيات الصغيرات كان غلطة |
| Abaza'nın oluşturduğu hücrenin şarbon bağlantısı olduğunu biliyoruz ancak eyalette şarbona ilişkin kayıp raporuna rastlamadık. | Open Subtitles | نحن نعرف ان الخلية التي جمعها اباظة لديها انثراكس ولكن لا توجد لدينا اي تقارير عن مفقودين في الولايات المتحدة |
| Neyse, iffetime hala el sürülmemiş olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | نعم, لذا, نحن الان نعرف ان مشرفتي مرتبطة بالموضوع |
| Hotch, açığa alınmanın uydurma olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | هوتش كلانا نعرف ان ذلك الايقاف كان زائفا |
| Robert Wilkinson'ın size tecavüz ettiğini ve bu yüzden bir oğlunuz olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | نعرف ان روبرت ويلكنسون اغتصبك و نعرف ان لديك ابنا بسبب ذلك |
| Şüphelinin bir ceset taşıyacak kadar büyük bir aracı olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | نعرف ان المجرم لديه مركبة كبيرة كفاية لنقل جثة |
| Çoğu seri kundakçının beyaz erkek olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | نعرف ان معظم مشعلي الحرائق المتسلسلين هم رجال بيض البشرة |
| Tanıklar altın rengi sedanı görmüş, bizim adamımız olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | الشهود قدروا ان السيارة الذهبية هنا لذا نعرف ان هذا هو ضالتنا |
| Kurbanın, tuvaletin içi suyla dolduğu sırada hayatta olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | نحن نعرف ان الضحية على قيد الحياة عندما الحمام كان يملأ بالماء. |
| Zor olduğunu biliyoruz ama kocanızın... | Open Subtitles | نعرف ان ذلك صعب لكن هل هناك شيء يمكنك ان تخبرينا به |
| Cassetti'nin saat yarımda hayatta olduğunu biliyoruz, çünkü Michel'le konuşmuş ve "Bir şey yok." demişti. | Open Subtitles | حسنا,نحن نعرف ان كاسيتى كان حيا الساعة 12: 30 مساءا لانه نادى على ميشيل,اليس كذلك ؟ |
| Tamam, ilk kurbanın öğretmen olduğunu biliyoruz Connecticut'tan Tulsa'ya yeni taşınmış. | Open Subtitles | حسنا، نعرف ان الضحية الاولى كان مدرس انتقل حديثا الى تولسا من كونتكيت |
| - Onun gerçekten Payton olduğunu nereden bileceğiz? | Open Subtitles | ايدي ، وكيف نعرف ان الذي في الصورة هو بايتون ؟ هذا هو ، نعم هذا هو |
| Adamın DNA'sının sistemde kayıtlı olmadığını biliyoruz. | Open Subtitles | نعرف ان الحمض النووي لهذا الرجل ليس في نظام التعقب |