| Elbette, bunu Biliyoruz Butch, ama bunu isteyen Bay Davies. | Open Subtitles | بالتأكيد، نحن نعرف ذلك يا بوتش ولكننا هنا للسيد ديفيس |
| Çünkü senin bu işi yapacak yüreğin yok. Bunu ikimizde Biliyoruz. | Open Subtitles | لأنك لا تملك الجرأة للقيام بعمل كهذا ونحن نعرف ذلك معاً |
| Kusura bakmayın efendim ama o teşkilat saçmalık ve bunu hepimiz Biliyoruz. | Open Subtitles | سيدي ، مع كامل الإحترام هذه حماقات الوكالة و جميعنا نعرف ذلك |
| - Evet, eee, bunu bilmiyoruz, ki ilk önce Bo'yu almalıyız. | Open Subtitles | -أجل، لكننا لا نعرف ذلك بالتأكيد ، ولذلك السبب نحتاج لرؤية "بو" أولاُ |
| İstasyonu derinlemesine araştırmadan bunu bilemeyiz. | Open Subtitles | لا يمكننا أن نعرف ذلك حتى نقوم بإستكشاف أكثر عمقا للمحطة |
| Bunu biliyorduk zaten. | Open Subtitles | نحن نعرف ذلك نوعاً ما |
| Bunu Alzheimer, Parkinson, Huntington hastalıklarından Biliyoruz. | TED | نعرف ذلك بالنسبة للزهاير، وباركينسون، وهانتينغتون. |
| Bu durumun özel sektörde, şirketler arası ilişkilerde de geçerli olduğunu Biliyoruz. | TED | نعرف ذلك أيضاً في القطاع الخاص، في العلاقات بين الشركات. |
| Milyonlarca bireyle yaptığımız epidemiyolojik çalışmalardan Biliyoruz. | TED | نعرف ذلك من الدّراسات الوبائيّة عبر ملايين الأفراد. |
| Aslında bunu 100 yılı aşkın zamandır Biliyoruz. | TED | نحن نعرف ذلك بالفعل منذ أكثر من مائة عام. |
| Ve tabi ki hepimiz sezgisel olarak Biliyoruz ki mutluluk sadece sefaletin olmaması durumu değildir. | TED | وبالطبع نحن نعرف ذلك بشكل بديهي أن السعادة ليست مجرد انعدام البؤس. |
| Sizdeki mektupların hiçbir anlamı yok, senle ben, her ikimiz de bunu Biliyoruz. | Open Subtitles | تلك الخطابات لا تعني شيئا انت وانا كلانا نعرف ذلك |
| Rita, sen ve ben, her şeyi farklı görüyoruz, bunu Biliyoruz ancak bunun kötü bir şey olması gerekmez, sadece birbirimizden öğreneceğimiz çok şey var demek. | Open Subtitles | ريتا انا وانتى نرى الاشياء مختلفة نحن نعرف ذلك ولكن يجب الا تكونى سيئة ان هذا يعنى اننا لدينا الكثير لنتعلمة من بعذنا |
| Dedektif Santos dışarı çıkmış, bunu Biliyoruz. | Open Subtitles | أن رجل المباحث سانتوس كان مسجلا للخروج في دورية,نحن نعرف ذلك |
| Bunu zaten Biliyoruz. | Open Subtitles | لا يمكننا أن نخترقه نحن نعرف ذلك ما وجهة نظرك ؟ |
| Modell'in dikizlemeyi sevdiğini Biliyoruz. | Open Subtitles | نعرف ذلك موديل يحبّ المراقبة من المسافة. |
| Biliyoruz, ama diyor ki, ...erteleme için başvurabilirmişsin. | Open Subtitles | نعرف ذلك و لكنه يقول يمكنك أن تطالبي بتأجيل |
| Hayır, hayır, hayır. Bunları Biliyoruz. Biz sana olanları merak ediyoruz Betty. | Open Subtitles | لا ، لا ، كلنا نعرف ذلك نريد أن نعرف ماذا حصل لك أنتِ يابيتي ؟ |
| bunu bilmiyoruz. MRI herhangi bir şey göstermedi. | Open Subtitles | لا نعرف ذلك لم تظهر صورة الرنين شيئاً |
| Pekâlâ, işlemi çocukta uygulayana kadar bunu bilemeyiz. | Open Subtitles | حسناً، نحن لن نعرف ذلك حتى نجري العملية على الطفل |
| Ama Bunu biliyorduk. | Open Subtitles | ولكننا نعرف ذلك |
| Senin palavra atıp atmadığını nereden bileceğiz? | Open Subtitles | لكن كيف نعرف ذلك ليس حمولة من تمرّغ الخنزير؟ |
| Sizinki gibi özel şirket olunca anlamamız zor. | Open Subtitles | يصعب علينا أن نعرف ذلك مع شركة خاصة مثل شركتك |