| bu elbiseyi siyah ayakkabılarla giymek için almıştım ama yanıma almayı unutmuşum. | Open Subtitles | اشتريت هذا الثوب ليتناسب مع الحذاء الاسود ونسيت ان اضعه في الحقيبة |
| Genç bayana saygılarımı ilet ve bu elbiseyi ver. | Open Subtitles | انقل تحياتي الى السيدة الشابة وقدم لها هذا الثوب |
| Ve Bu elbise yine de personel görüşmesinde gayet başarılıydım. | Open Subtitles | و هذا الثوب لقد كنت جيدة في المقابلة رغم هذا |
| Bir erkek olarak sence Bu elbise beni ince gösteriyor mu? | Open Subtitles | هل تعتقد ان هذا الثوب يجعلني ابدو نحيفه جداً ؟ |
| Polisin, o elbiseyi görme talebinde bulunduğu, size söylenmiş miydi? | Open Subtitles | وكن تعلمين ، أن تحقيق الشرطة سيطلب رؤية هذا الثوب ؟ |
| bu elbiseyi hayatın boyunca üstünden çıkarmamalısın. | Open Subtitles | لا يجب أن تخلعي هذا الثوب أبداً لبقية حياتك |
| bu elbiseyi alalı çok oldu ama, henüz giymemiştim. Yani... | Open Subtitles | أتعلم , لدى هذا الثوب منذ وقت طويل .. الأمر إني لم أرتديه من قبل لذا |
| Bir konsere gidebilmek için bana bu elbiseyi giydirdin. Neden burada olduğumuzu bile söylemeyecek misin? | Open Subtitles | و جعلتَني أرتدي هذا الثوب كي نذهب إلى حفلٍ موسيقيّ، و لم تقل لي لمَ نحن هنا حتّى |
| bu elbiseyi sevdiğini söylerdi. Buruşmasını istemezdi. | Open Subtitles | لقد أخبرتك, إنها تُحب هذا الثوب ولا تريدهُ مجعداً |
| Bu gece bana yemekte eşlik edin ve bu elbiseyi giyin. | Open Subtitles | تناولي العشاء برفقتي هذه الليلة. وارتدي هذا الثوب. |
| Sana bu elbiseyi almak beni çok mutlu edecek... | Open Subtitles | سيعطيني أفضل فخر أن أشتري هذا الثوب |
| Bu elbise bir erkek tarafından yine bir erkek uğruna aldatılan kadını değiştirebilir. | Open Subtitles | هذا الثوب بوسعه تغيير المرأة من امرأة يخونها رجل لامرأة يمارس رجل معها الخيانة. |
| Bu elbise belki de, onu tahrik ettiği için yangın çıkarmayı seven çılgın bir kadına aitti. | Open Subtitles | لعلّ هذا الثوب كان يخصّ سيدة مجنونة أحبت إشعال النيران لأنها كانت تثيرها. |
| Freud Bu elbise için ne derdi biliyor musun? | Open Subtitles | انت تعلمين ماذا يقول فرويد عن هذا الثوب |
| Bu elbise, pirinçler yere düşmeden çıkmış olacak. | Open Subtitles | هذا الثوب سينزل إلى الأرض قبل الأرز |
| o elbiseyi zamanında almalıydım. | Open Subtitles | أنا ينبغي أن يكون اشترى هذا الثوب في وقت سابق. |
| B. harika gözüküyorsun. Nereden aldın o elbiseyi? | Open Subtitles | بي تبدين ساحره من اين لك هذا الثوب |
| Belki de bu giysiyi giymeye hakkım yoktur. | Open Subtitles | ربما لا يحق لي أن أرتدي هذا الثوب. |
| Bu kıyafet kutuda çok durdu ve bir gece çıkmayı hak ediyor. | Open Subtitles | لقد بقي هذا الثوب في هذا الصندوق لمدة طويلة وآن الأوان له أن يخرج |
| Bunaldım. Günlerdir bu elbisenin içindeyim. | Open Subtitles | إنّها عجرفةً منكَ إنّي مُرتدية هذا الثوب مُنذ أيام |
| Bu kıyafetin temiz kalmasını istiyorum. | Open Subtitles | أريد أن يظل هذا الثوب أنيق أمى |
| Yerinde olsam o elbise için her şeyimi verirdim. | Open Subtitles | تعرفين ، إذا كنتُ أنت هناك سأعمل أي شيء لإمتلاك هذا الثوب |
| Aptalca bir elbise giyip aptal eski patronumla öğle yemeği yemek zorundayım. | Open Subtitles | مع رئيسي الغبي و انا البس هذا الثوب الغبي |
| Ben de gidip Bu elbiseye 150 dolar verdim. | Open Subtitles | واضطر إلى ارتداء سُترة رسمية من أجل العشاء، لذا خرجتُ وأنفقتُ مائة وخمسين دولاراً على هذا الثوب. |
| Bu elbiseyle kendimi soytari gibi hissediyorum. | Open Subtitles | أشعر بأنني قبيحة في هذا الثوب |