| Bu çok fazla dostum. Gerisini tek başıma halledeceğim. Söylediğimi yaptım. | Open Subtitles | لا هذا كثير جداً سأقوم بهذا بنفسي سوف أخرج من هنا |
| çok fazla olduğunu biliyorum, ama 100 bin dolarla, bir tanıdığın ya da bir bilenin olmadığı bir yerde yaşayabiliriz. | Open Subtitles | وأعلم أن هذا كثير لكن مقابل 100 ألف دولار يمكننا الذهاب إلى مكان لا يعرفنا أحد فيه ولا ما جرى |
| Bu çok uzun. Eğer ayrılırsam, diğerleri bilecektir. Etkinleşmeden geri döneceklerdir. | Open Subtitles | هذا كثير جداً، لو غادرت الآخرون سيعرفون سيعودوا قبل تفعيل الجهاز |
| Bak, Çok şey istediğimi biliyorum. Elimden geleni yapmaya çalışıyorum. | Open Subtitles | أنظر، أعرف أن هذا كثير ولكن أنا أبذل قصارى جهدي |
| Herkese yutturduğu o müthiş havalı ayakları buraya kadarmış ha? | Open Subtitles | هذا كثير على الرجل الأكثر من رائع الجميع ظنه كذلك؟ |
| "Benden Bu kadar... Bu kadarı da fazla. Daha fazla oynayamayacağım..." | Open Subtitles | أنا لا أريد هذا سأنسحب هذا كثير جدا بالنسبة لي أنا |
| Lola bak, biliyorum sen bir oyuncusun ve ortada belli bir miktarda etkileyici bulmam gereken gariplik var ama bu çok fazla. | Open Subtitles | لولا , اسمعيني , اعلم انك ممثلة هناك كمية معينة من الألاعيب من المفترض ان اجدها ساحرة , ولكن هذا كثير للغاية |
| Bir avukat olmanıza rağmen, bu çok fazla değil mi? | Open Subtitles | بالرغم من أنك محامٍ وطني ، أليس هذا كثير جداً؟ |
| çok fazla var. Bugün neredeyse herkesin mobil telefonu var. | TED | هذا كثير. على الأغلب فالجميع هنا لديهم هواتف نقالة. |
| Bütün bunların bir doğum öncesi partisi için çok fazla olduğunu düşünebilirsiniz ya da biraz garip olduğunu, fazlaca özele girdiğini. | TED | الآن، ربما أنت ترى أن هذا كثير على حفل استقبال مولود، أو ربما هو غريب نوعًا ما، أو حميمي قليلًا. |
| - Hislerim açısından bu bile çok fazla. | Open Subtitles | بالطريقة التي أشعر بها ,فإن هذا كثير جداً |
| Bu çok fazla, çok fazla! | Open Subtitles | مرتين في الأسبوع هذا كثير , كثير , كثير جدا |
| Bu çok bana be yavrum. Her şeyi de kazanla veriyolar İstanbul'da. | Open Subtitles | هذا كثير علىّ يابنى إنهم يقدمون كل شئ فى أوعية كبيرة باستانبول |
| Pekâlâ, düşünecek Çok şey var ama hayır demeliyim. | Open Subtitles | حسناً، هذا كثير ليستوعب لكن علي أن أقول لا |
| Kavranacak Çok şey olduğunu biliyorum ama Dr. Shepherd çok yetenekli bir beyin cerrahıdır. | Open Subtitles | اعرف ان هذا كثير لتستوعبوه لكن دكتوره شيبرد جراحة موهوبة |
| Anlaman gereken Çok şey var, ama çabucak adapte olacaksın. | Open Subtitles | هذا كثير لإستيعابه، لكنّكِ ستلتحقين بالركب بسرعة. |
| Üniformanın etkisi buraya kadarmış. | Open Subtitles | هذا كثير جداً على نظرية الملابس الرسمية. |
| Tekrar başa döndük. Sen de ofisime geri dönmüşün. Zor kızı oynamak buraya kadarmış. | Open Subtitles | وأنتِ عدتِ إلى مكتبي هذا كثير على رفضكما ذلك |
| - Bugünlük benden Bu kadar. - Öğle molası verelim. | Open Subtitles | هذا كثير إذا كنت تعتقد أنك مضحك، فأنت مخطئ |
| Oldukça idare etti. Tanrım. | Open Subtitles | هذا كثير بالنسبة لقدرتها على قطع كل تلك المسافة |
| - Çok oldu. - Senin için bir şey değil. | Open Subtitles | هذا كثير جداً يمكنك أن تأخذ هذا ، بالتأكيد |