| Bu paranın birazını da sen kazan. bunu erken yaşta öğendim. | TED | فقال هيا لنأخذ من هذا .. لقد تعلمت هذا منذ صغري |
| Hayır, bunu yapma. Onlar sadece iyi parçası elde edildi. | Open Subtitles | لا ، لا تفعلي هذا لقد وصلوا إلى الأجزاء الجيدة |
| Homer, bunu gördüğün için üzgünüm, ama o gece gerçekten çok kızgındım. | Open Subtitles | هومر، أنا آسفة أنك رأيت هذا لقد كنت غاضبة جدا تلك الليلة |
| bunu asla unutmayacağım. Bizim için bir esin kaynağısınız, Majesteleri. | Open Subtitles | لن أنسى لك هذا لقد ألهمتنا جميعاً , صاحب الجلالة |
| bunu yapmaya devam etmeyeceğim. Denedim ve elime hiçbir şey geçmedi. | Open Subtitles | لن استمر في فعل هذا لقد حاولت ولا توجد اي نتائج |
| bunu artık bırakmalısın. Sana Ando-siklet'i aldım ama değil mi? | Open Subtitles | عليك ان تتخطى هذا لقد اشتريت لك دراجة نارية، صحيح؟ |
| Hayır. bunu sen söylüyordun. Ben senin harika bir arkadaş olduğunu söylüyordum. | Open Subtitles | كلا ، أنتِ من قال هذا لقد كنت أقول أنكِ صديقة رائعة |
| Yani bunu kim yaptıysa, tek isteği bizi korkutmak, değil mi? | Open Subtitles | مهما كان من فعل هذا لقد كان فقط يحاول اخافتنا, صحيح؟ |
| Lütfen bunu yapma. Güvenli geçiş izni için senden yardım istedim. | Open Subtitles | أرجوك، أرجوك لا تفعل هذا لقد طلبت منك باحترام عبورا آمنا |
| - Kes. Hayır, bunları duyması gerek. bunu ona sen yaptın. | Open Subtitles | لا , انها بحاجه أن تسمع هذا لقد فعلت هذا به |
| bunu yapma. Telefon susmadı. | Open Subtitles | لم يكن ينبغي أن تفعل هذا لقد رن الهاتف هنا في وقت سيء |
| bunu yapamam. Bana Snowflake'i bulmak için görev verildi. | Open Subtitles | لا أستطيع فعل هذا لقد قاموا بالدفع لى من أجل هذا |
| bunu atlamayalım. Tek kardeşim bana mutlu olmadığını söylüyor. bunu duymak çok acı verici. | Open Subtitles | دعنا لا نتجاهل هذا,لقد أخبرتني لتوك أنك لست سعيدا ًلماذا؟ |
| bunu görmeme gerek yoktu. Zaten senin hakkında bir fikrim vardı. | Open Subtitles | لا احتاج لارى هذا لقد كونت رأى عنك بالفعل |
| bunu bilmiyorsun. O evin her yerini aradık. | Open Subtitles | أنت لا تعلم هذا , لقد فتشنا كل انش من ذاك المنزل |
| bunu konuştuğumuz için mutluyum. Hep aklımdaydı. | Open Subtitles | إني مسرور بالتحدث عن هذا لقد كانت في مخيلتي |
| Sanırım bunu görmelisin. Az önce faksla geldi. | Open Subtitles | سيدي أعتقد أنك يجب أن ترى هذا لقد أتى للتو على الفاكس |
| bunu seveceksin. Yarı iblisti ve bunu benden bir sır gibi sakladı. | Open Subtitles | ستحب, هذا, لقد كان نصف شيطان كان سراً حجبه عنى للأبد |
| bunu söylediğini duymamış olayım. Senden hoşlanmaya başlamıştım. | Open Subtitles | أتمنى أنني لم أسمعك تقول هذا لقد بدأت أحبك |
| - bunu başaracağını biliyordum. - Haklıydın anne. | Open Subtitles | انا اعلم انك تستطيع فعل هذا لقد كنت على صواب |