| Ve erkek dergisi, benden neler hissettiğimi anlatmamı istiyordu. | Open Subtitles | وأرادت منّي المجلة الرجالية أن أبوح بالشعور بذلك. |
| Benim biraz romantik olmamı istiyordu, bu yüzden ben de ona bizi en başta bir araya getiren silahı verdim. | Open Subtitles | وأرادت مني أن أكون أكثر رومنسية أعطيتها المسدس الذي جمعنا سوي في المقام الأول |
| Bu basın konferansı sayesinde, her şeyi çözümlemek istiyordu. | Open Subtitles | وأرادت أن تظهر الحقيقة عن طريق هذا اللقاء الصحفي |
| Anormal sinyaller aldıklarını söylemişti. Nereden geldiklerini görmek istemiş. | Open Subtitles | قالت أنّها إلتقطت إشارة شاذّة وأرادت أن تعرف مصدر قدومها |
| Her neyse, onunla bağlantılı olan bu ödülü öğrenmiş ve bunun ne olduğunu bilmek istemiş. | Open Subtitles | على أي حال، اكتشفت أمر جائزة لها علاقة بها وأرادت أن تعرف ما هي. |
| Öğrenmeyi gerçekten çok seviyordu ve haberdar olur olmaz okuluma gelmek istedi. | TED | لقد أحبّت التعلُّم حقًا، وأرادت أن تأتي إلى مدرستي حين سمعت عنها. |
| Annem kanser olduğuna emindi. Aldırmamı istiyordu ama emin değilim. | Open Subtitles | لقد قالت أمي أنَّها على الأغلب سرطان وأرادت منّي أن أزيلها |
| Bu mektubu getirmişti. Sembollerle ilgisi olup olmadığını öğrenmek istiyordu. | Open Subtitles | كانت معها هذه الرسالة، وأرادت أن تعرف لو كانت مُتصلة بالرموز. |
| Bir şey satmak istiyordu ve alıcının alışveriş kaynağını gizli tutması garantisi istiyordu. | Open Subtitles | كانت تحاول بيع شيء وأرادت ضمانة بأن المشتري لا يكشف طبيعة التعامل |
| Bir konu hakkında bana danışmak istiyordu. | Open Subtitles | وأرادت التحدث معي بشأن موضوع ما |
| Ve o koca kirpiklerden istiyordu. | Open Subtitles | وأرادت تلك الرموش الصناعية الكبيرة؟ |
| Ve Tevrat'ı çalışmak istiyordu. | TED | وأرادت أن تدرس التلمود |
| Japon mutfağını öğrenmek istiyordu, ben de ona nasıl suşi yapılacağını öğretiyordum. | Open Subtitles | وأرادت التعلم عن المطبخ الياباني (لذا كنت أعلمها كيف تعد (السوتشي |
| Annem, cenaze töreninin Los Angeles'a döndüğümde hemen yapılmasını istiyordu. | Open Subtitles | وأرادت والدتي إقامة المأتم حال عودتي إلى (لوس أنجلوس) |
| Korkuyordu. Korunmak istiyordu. | Open Subtitles | كانت خائفة وأرادت حماية |
| Sadece çocuk istiyordu. | Open Subtitles | وأرادت أن تصبح حامل |
| "Stab 3" ile ilgili olduğunu söylemiş ve araştırma için Sid'in dosyasını görmek istemiş. | Open Subtitles | والتىقالتأنهاكانت معالطعنة3. وأرادت أن ترى ملفات سيدنى "للبحث" -و؟ |
| Francisco Herrara'nın dediğine göre çocukken çok zor şartlarda yetiştiği için Marcus'a bir şans vermek istemiş. | Open Subtitles | فرانسيسكو " قال " بأنها عاشت تنشئةً صعبة أيضاً وأرادت أن تمنح " ماركوس " الفرصة |
| Paul'ün vefat ettiğini duyunca bana destek olmak istemiş. | Open Subtitles | سمعت بوفاة (بول) وأرادت المجيء وتقديم الدعم |
| Çocukken, çete onun da katılmasını istedi, buna müsaade etmedim. | Open Subtitles | عندما كنّا يافعين وأرادت العصابة ضمّه إليها، فلمْ اسمح لهم. |
| Birkaç yanıt işte burada: Biri Natasha, hayatta kalan kız çocuğu, ailesi size adını söylememi istedi. | TED | لسببين: الأول هو ناتاشا، الفتاة التي عاشت، وأرادت أسرتها أن أخبركم اسمها. |