| Yaptığım yanlış, ayıp, hatta şeytani bile olsa normal dünyada illegaldir. | Open Subtitles | ما قمت به يعد خاطئاً ويستحق اللوم وحتى أنه عمل شرير |
| Bana göre bu kanıtlar hala yeterince ikna edici değil. hatta Toxo araştırmacılarının arasında bile parazitin davranışlarımızı gerçekten etkileyip etkilemediği konusunda fikir ayrılığı var. | TED | الآن، أعتقد أن هذا الدليل يبقى غير حاسم، وحتى أنه في أوساط الباحثين في التوكسو، فالرأي منقسم فيما إذا كان الطفيلي مؤثر حقًا على سلوكنا. |
| Dini hürmet, çiftçilerin baltalarını yavaşlattı, hatta kent meydanlarına ilave ağaçlar dikmeye bile yol açtı. | TED | أدّى التقديس الديني إلى إبطاء قطع الأشجار وحتى أنه قاد المدينة لزراعة المزيد من الأشجار في المنتزهات الحضرية. |
| Onu uzun süre fotoğraflamama izin verdi, ve yüzünü ışığa bile döndü sanki onu daha iyi görmemi istiyormuş gibi. | TED | لقد سمح لي بتصويره لوقت طويل نسبياً، وحتى أنه قام بتدوير رأسه تجاه الضوء، كما لو أنه أراد أن أراه بصورة أفضل. |
| Savaşçının gücü seninkiyle aynı. Dövüşte bile yenecek seni. | Open Subtitles | ستضاهي قوى المحارب قواك وحتى أنه سيتفوق عليك بالمعركة |
| İmparator, Fransız Kralını halk içinde kucaklamış olsa bile hatta sırtındaki altın postu sunsa da ondan nefret etmeye devam ediyor. | Open Subtitles | على الرغم من أن الامبراطور تعانق علنا الملك الفرنسي وحتى أنه أعطاه الصوف المنظم بالذهب حول رقبته إلا انه لا يزال يكرهه |
| Başkan az önce asansöre bindi. Bütün selamlamaları karşıladı. Kendi kapısını bile açtı. | Open Subtitles | رئيسنا استخدم المصعد، و رد على كل التحيات، وحتى أنه فتح باب مكتبه بنفسه |
| Benden daha iyi görünüyor, benden daha çok kazanıyor fit, içmiyor, yemek bile yapıyor! | Open Subtitles | هو يبدو أفضل مني ويكسب أكثر مني هو ملائم, ولا يشرب وحتى أنه يطبخ |
| Und buna bile saygı göstermedi. | Open Subtitles | وحتى أنه لم يظهر أي احترام لذلك |
| Asla spor yapmıyor... hiç arabasını yıkamıyor ve tek bir kot pantolonu bile yok! | Open Subtitles | إنه لا يمارس التمرينات أبداً. ولا ينظّف سيارته أبداً وحتى أنه لا يمتلك معطفاً رياضياً! |
| Bu Nightline'da bile olabilirdi. | Open Subtitles | يا يسوع وحتى أنه وقع في بداية الليل |
| Roswell evimiz değil. Bizim sistemimizde bile değil. | Open Subtitles | "روز ويل" ليس وطنٌ لنا وحتى أنه ليس نظامنا الشمسي |
| Özel koltuğunda oturmasına bile izin verdi. | Open Subtitles | وحتى أنه جعلها تجلس في مقعده الخاص |
| Kısmetimde sakince ölmek bile yokmuş. | Open Subtitles | وحتى أنه ليس مقدراً لي ان اموت بسلام |
| Bugün pazar bile değil. | Open Subtitles | نعم, وحتى أنه ليس الأحد |
| Bazı etkinliklerin başındaymış, hatta tek gecelik geziler düzenlemiş. | Open Subtitles | يبدوا أنه ترأس الكثير من المناسبات وحتى أنه إستضاف رحلة مبيت بالعراء |