| Ne kadar şeytani! Buraya geldiğimizden beri peşine düşmüştün. | Open Subtitles | او بوكي , كنت تريد الوصول الى شئ ما منذ وصولنا الى هنا |
| Bir ay süren buzul yolculuğu sonrasında Oraya vardığımızda, onlara ulaştık. Ama onları fotoğraflamama izin vermediler. | TED | ولدى وصولنا هناك، بعد شهر من السفر عبر الجليد، وصلنا إليهم، ولكن بعدها لم يسمحول لي بتصويرهم. |
| Yani bence bi de bu yönde ilerliyoruz ve Oraya ulaşacağımıza inanıyorum. | TED | وأظن أننا نحقق تطوراً في هذا الجانب وأنا متفاءل إزاء وصولنا لهدفنا. |
| Geçen gece karar verdik, buraya gelmeden önce. | Open Subtitles | قررنا الليلة قبل الماضية، قبل وصولنا هنا. |
| - Buraya geldiğimizde törenin öğleden sonra dörtte olacağını fark ettik. | Open Subtitles | لقد قيل لنا عند وصولنا بأن الحدث يقام الساعة الرابعة عصرا |
| - Tahmini Varış zamanımız yarın sabah 8'de. - Emredersiniz. | Open Subtitles | اخبرهم ان ميعاد وصولنا التقريبي 8 صباح الغد_ نعم سيدي_ |
| Biz Oraya varmadan ölmüştü. Ama Alvarez orijinal türden öldü. | Open Subtitles | لا شيء مات قبل وصولنا لكن ألفاريز مات بالفيروس الأصلي |
| Kapıya vardığımız sırada elini kolumun altına koydu. | Open Subtitles | عند وصولنا إلى البوابة وضع يده حول ذراعي |
| Biz daha Oraya ulaşamadan geldiğimizi her şekilde fark ederler. | Open Subtitles | سوف يشاهدونا قادمين قبل نصف ساعة من وصولنا الى هناك |
| - Biliyorsun,buraya geldiğimizden beri banyo yapmadım. - Tamamen pis kokuyorum. | Open Subtitles | لم أستحم منذ وصولنا إلى هنا تفوح مني رائحة العفونة ، يارجل |
| Buraya geldiğimizden beri birbirinizin üstündesiniz. | Open Subtitles | فأنتم شديدو الالتصاق ببعضكما البعض لاسيما منذ وصولنا هنا. |
| Buraya geldiğimizden bu yana çıktıklarımın içinde bana en çok uyan buydu. | Open Subtitles | من كل الأيام منذ وصولنا الى هنا هي الوحيدة المتوافقة معي |
| Ve seni bir daha göremeyeceğim. Balayı odasına vardığımızda intihar ediyorum da. | Open Subtitles | نظرا لأننى سأقتل نفسى بمجرد وصولنا الى جناح شهر العسل |
| Düğün için seni Savannah otobüsüne bindireceğim, Oraya vardığımızda kocammış gibi davranırsan. | Open Subtitles | سوف اجعلك تركب الحافله لتلحق بموعد زفافك اذا وافقت على ان تدعى انك زوجى حين وصولنا الى سافانا |
| Clark, biz buraya gelmeden hemen önce e-posta yollamış. | Open Subtitles | كلارك لقد أرسلت رسالة قبل وصولنا إلى هنا |
| Buraya geldiğimizde elimizde olandan fazlasını bilmiyoruz ve ben de raporuma böyle yazacağım. | Open Subtitles | أيّ شيء إضافيّ لما سبق وصولنا إلى هنا و هذا ما سأكتبه في تقريري الميدانيّ |
| Tedbirli bir Varış yeri hesaplayacak ve herhangi bir materyalize çarpışmadan kaçınacak. | Open Subtitles | وسوف يحدد موقع وصولنا سراً ويتجنب أي اصطدام بالأجسام. |
| Köylü bir çocuk biz varmadan kısa bir süre önce öldürülmüş. | Open Subtitles | فتى مزارع قتل قريب من الأسطبل قبل وقت قصير من وصولنا. |
| Boston'a vardığımız zaman, baldızımın poposu kadar büyük bir şeye dönüşür. | Open Subtitles | عند وصولنا إلى بوسطن سيكون حجمه بحجم مؤخرة زوجة أخى |
| Birazdan sizinle bu vizyonları paylaşacağım, fakat önce bu adıma nasıl geldiğimizi anlatmak istiyorum. | TED | سوف أشارككم بنسخ من تلك التطبيقات بعد قليل لكن أولا دعونا نلقي نظرة على كيفية وصولنا لهذا |
| Sonraki istasyona varana kadar sana göz kulak olmamı kolaylaştırır. | Open Subtitles | هذا يسّهل علّي مراقبـتـكِ لحين وصولنا إلى المحطة التاليه |
| Hız şeridine geçiş iznine ihtiyacımız vardı. Söz veriyorum, Oraya varınca seni bırakırız. | Open Subtitles | إحتجنا فقط دخول الطريق السريع لكن أعدكِ فور وصولنا |
| Ya hemen Oraya vardiklarinda gaz odalarinda, yada agir sanayide bizi ölümüne çalistirarak. | Open Subtitles | إمّا فور وصولنا في غرف الغاز أو بتشغيلنا حتى الموت في الصناعات الثقيلة |
| Ama Oraya varır varmaz... babam öldü ve cenaze için buraya geldim. | Open Subtitles | و لكن و بعد وصولنا إلى هناك توفي والدي , و عُدت إلى هنا من أجل الجنازة |
| Evet tam da... Oraya gittiğimizde öleli iki saat olmuştu. | Open Subtitles | أجل, هو مات من حوالى ساعتين من وصولنا هناك |
| Oraya ulaştığımızda, meydana çıkmış olacağız. Onların saklanma avantajı var. | Open Subtitles | و فور وصولنا إلى هناك لن يكون الأمر و كأننا نصطاد البط |