| Uzun sürecek senin gibi bir yol arkadaşı iyi gider diye düşündüm. | Open Subtitles | إنّها طويلة وفكّرت انّه ربّما بإمكاني جلب شخص لمرافقتي يبدو كـ هيئتك |
| Hem seçim kampanyası kaosundan önce konuşmamız daha iyi olur diye düşündüm. | Open Subtitles | وفكّرت التحدث أحسن بعيدا عن فوضى الحملة هناك |
| Bu sonbahar yeni bir tane geliyor, seçmelere katılmalısın diye düşündüm. | Open Subtitles | هناكبرنامججديدهذا الخريف، وفكّرت بأنه عليك أن تشارك |
| Bu paranın dünyada iyi bir şeyler yapmana yardımcı olacağını düşünmüştüm. | Open Subtitles | وفكّرت أن هذا المال قد يساعدك لتسهم ببعض الخير إلى العالم. |
| Geoff'la konuşup, bir tane sipariş vermesini istemeyi düşünmüştüm. | Open Subtitles | وفكّرت فى ان اطلب من جيف ان يحضر لى واحدة |
| Eğer birbirimizi bulsaydık ne kadar tuhaf olurdu, hiç düşündün mü? | Open Subtitles | هل سبق وفكّرت كم سيكون غريباً إن لاقينا بعضنا البعض؟ |
| Terk edilen yerine terk eden olmayı düşündün mü hiç? | Open Subtitles | هل سبق وفكّرت أن تنفصلي عن أحد عوض أن ينفصل عنكِ؟ |
| ve düşündüm ki, bir kadın nasıl bu kadar çaresiz, umutsuz kalıp hapları ezerek onların sıcak çikolatalarına koyarak kendi çocuklarına verebilir? | Open Subtitles | وفكّرت كيف يُمكن لأمرأة أن تكون يائسة للغاية وبدون أمل بأن تسحق حبوب الأدوية، وتضعها في الشوكولاته الساخنة، وتُقدّمها لأطفالها؟ |
| O çocuğun fotoğrafını bulabilir miyim diye düşündüm sadece. | Open Subtitles | وفكّرت لو استطيع فقط العثور على صـــــورة لذلك الصــبي، |
| Çok neşeli ve mutlu ayrıca sana arkadaşlık eder diye düşündüm. | Open Subtitles | إنّها مبهجة وسعيدة وفكّرت بأنّك تستطيع الحصول على بعض الرفقة |
| Kardeşimin çantasındaydı ve bende banyodayım, adetim birkaç gün gecikmişti ve bende bir test etmeliyim diye düşündüm. | Open Subtitles | كانفيحقيبةأختي... كنتفيدورةالمياه, متأخرةلبضعةأيام... وفكّرت في أن أعمل اختباراً |
| Bağışınız için tekrar teşekkür etmem gerek diye düşündüm. | Open Subtitles | وفكّرت أن أشكركما مرة أخرى لأجل تبرعكما |
| Moral yemeğinde Jared bir sarsıntı geçirdi, ben de onun yerini alabilirim diye düşündüm. | Open Subtitles | حسن, (جايريد) وقع له نزيف داخلي لما كنّا بالعشاء الروحيّ, وفكّرت أن آخذ مكانه. ولم لا؟ |
| Vücuduna sarılı bombayı gördüm ve sandım ki-- "Şimdi öleceğim" diye düşündüm. | Open Subtitles | وفكّرت... هذا هي النهاية. أنّا ميّت |
| Tanrı'nın, benim iyi bir anne olamayacağıma karar verdiğini ve bunu gerçekleştirmediğini düşünmüştüm. | Open Subtitles | وفكّرت أن الرّب قرّر أنني لن أكون أمّاً صالحة، لذا .. لم يجعلني أُنجب |
| Ve düşünmüştüm ki bunları evine almak isteyebilirsin böylece tebrik hediyelerinle erken bir başlangıç yapabilirsin güne. | Open Subtitles | وفكّرت بأنك لربما تريدين أخذها لمنزلكِ... لذا يمكنك أن تبدأي مبكراً في إيصال شكركِ لأصحاب الهدايا |
| Craig adında bir çocukla çıkıyordum, iki ay kadar ve O'nun doğru kişi olduğunu düşünmüştüm, | Open Subtitles | واعدتُ هذا الرجل، (غريغ) لمدّة شهرين، وفكّرت |
| Bunun beni nasıl etkileyeceğini hiç durup bir saniye düşündün mü? | Open Subtitles | هل توقفت للحظة وفكّرت كيف سؤثر هذا علي ؟ |
| Hiç bir saniye durup da benim neler yaşadığımı düşündün mü? | Open Subtitles | هل توقّفت للحظة وفكّرت فيما أكابده الآن؟ |
| Hiç durup düşündün mü? Zayıflık olarak gördüğün şey... aslında güçtür? | Open Subtitles | أسبق وفكّرت يوماً أنّ ما تعتبره ضعفاً هو في واقع الأمر قوّة؟ |
| Bu sabah uyandım ve düşündüm ki... | Open Subtitles | استيقظت هذا الصباح، وفكّرت... |
| New York'da işim vardı ve düşündüm ki... | Open Subtitles | كانت لديّ مهمة في (نيويورك) وفكّرت... |