| Yani, annemle babam bir zamanlar evli değilmişler. | Open Subtitles | إذن كان هنالك وقت لم يكن أبي و أمي متزوجان فيه |
| Eskiden öyle zamanlar vardı ki kadınlara oyun oynamak yasaktı kadın rollerini genç erkekler oynardı. | Open Subtitles | كان هناك وقت لم يسمح فيهللنساءبالتمثيل.. والأولاد الصغار كانوا يقوموا بأدوار النساء. |
| O zamanlar insanlar böyle şeylerin olduğuna inanmazdı. | Open Subtitles | لقد كان هذا في وقت لم يكن يظنّ النّاس فيه أنّ أشياءً كهذه قد تحدث. |
| Öyle hissetmediğin bir zaman. | Open Subtitles | وقت لم تشعر فيه بهذا ما الذي جعلك تغير ؟ |
| Kimsenin bana kafa tutmaya cesaret edemeyeceği bir zaman vardı. | Open Subtitles | كان هناك وقت لم يكن لدىَ أحد الجرأة ليتخطاني |
| Sheldon, uzun zamandır birlikteyiz. Hayatımda bulunmadığın bir zaman hatırlamıyorum gibi. | Open Subtitles | شيلدون نحن معاً من وقت طويل ولمن الصعب تذكر وقت لم تكن في حياتي |
| Bir zamanlar oğlunu okula getirmemiştin. | Open Subtitles | مر بك وقت لم تكن تستطع أن تُلحق إبنك بالمدرسة.. |
| Bir zamanlar seni tekrar görebileceğimi sanmıyordum. | Open Subtitles | كان هناك وقت لم أكن متأكداً فيه أنني سأراك مجدداً. |
| Demem o ki bir zamanlar senin gibi biriyle asla arkadaş olmazdım ama şimdi en sevdiğim insanlardan birisin. | Open Subtitles | مقصدي هو, كان هناك وقت لم اكن مطلقا لأصبح صديقة لشخص مثلك والان أنت أحد أشخاصي المفضلين |
| Bir zamanlar bunu ben yapmazdım. | Open Subtitles | أتعرفين، كان هنالك وقت لم أكن لأفعل فيه هذا |
| Uzayı anlayamadığımız zamanlar vardı. | TED | فقد كان هناك وقت لم نفهم فيه الفضاء. |
| Bir zamanlar dünya yüzünde insan yoktu... ta ki beşinci günde, kutsal yerlerden... yetişkin bir insan gelene kadar. | Open Subtitles | كان هناك وقت لم يكن هناك بشر على الأرض ... حتى اليوم الخامس عندما خرج الانسان من مكان مقدس ، بالغ |
| Bir zamanlar böyle hizmetçi kıyafetlerine ihtiyacım olmazdı. | Open Subtitles | كان هناك وقت لم أحتج فيه لزي الخادمة |
| Öyle hissetmediğin bir zaman da vardı. | Open Subtitles | ولكن كان هناك وقت لم تشعر فيه بهذا |