| Geçen hafta iki kutu aldım ve evimde tahtadan bir yer bile yok. | Open Subtitles | إشتريت علبتين الأسبوع الماضي، وليس عندي أي خشب بالمنزل |
| Tüm kıyafetlerimi temizliyicilere götürmüş. Hiçbir ipucum yok. | Open Subtitles | أخذ كل ملابسي إلى بعض المنظفين وليس عندي فكرة. |
| Hiç kol askımız yok. Kolunu kendi kemeriyle bağlamak zorunda kaldım. | Open Subtitles | وليس عندي اي أربطة وكان لابد من أن ألف ذراعة بحزامه الخاص |
| Yaşamlarımız, ailelerimiz... uygarlık... yok olmanın köşesinde... cehennem çukurunda duruyor. | Open Subtitles | وانا اقول لكم دعوا كل فرد هنا بكل يُسر يقوم بواجبة0 وليس عندي شك انة سيفعل |
| Bir Bentley'e binmiyorum ve bir malikanem yok. | Open Subtitles | لا أقود ''بينتلي'' وليس عندي منزل على التلّ |
| "Bir sonraki bilmeceyi çözebilirsen ,ki buna şüphem yok, en zeki matematik beyinleriyle hafta sonu yapılacak bir toplantıya davet edileceksin. | Open Subtitles | "إذا كنت قادر على حل الأحجيـه التاليه ", وليس عندي شـك في ذلـك سوف تتم دعوتك إلى أجتماع في نهاية الأسبوع |
| Hayır, hayır önemli değil. Ben evli de değilim, kız arkadaşım da yok. | Open Subtitles | لا، لا أنا لا أأمانع، لست متزوّجاً وليس عندي صديقة |
| Kendin için doğru olan neyse onu yaptın, bu konuyla ilgili bir sorunum yok. | Open Subtitles | وليس عندي مشكلة في ذلك لن أطلب منك بلطف مجددا |
| Merhaba. Ben şu ortadaki masada oturuyorum da biftek bıçağım yok. | Open Subtitles | أهلاً، أجلس على المائدة التي بالمنتصف وليس عندي سكين لحم. |
| Anasını satayım, dışarısı buz gibi ama benim kışlık montum bile yok. | Open Subtitles | اللعنة ، الجو بارد بالخارج وليس عندي حتى معطف للشتاء |
| Büyükanne beni kapı dışarı etti o yüzden bu gece uyuyacak yerim yok | Open Subtitles | طردتني جدتي وليس عندي مكان للمبيت الليلة |
| Seneye mezun olacağım ve ileride ne yapacağım hakkında hiçbir fikrim yok! | Open Subtitles | سأتخرج بعد سنة ونصف وليس عندي فكرة ماذا أفعل بحياتي |
| Benimse sana ikram edecek hiçbir şeyim yok. | Open Subtitles | وها أنا هنا, وليس عندي أي شيء لكي أهديك إياه |
| Ne söyleyeceğim hakkında en ufak bir fikrim de yok. | Open Subtitles | وليس عندي أدنى فكرة عما أريد قوله. |
| Damak tadım yok, anlaşılan. | Open Subtitles | وليس عندي شعور بالنكهة، كما يبدو. |
| Nasıl çalıştığı hakkında hiçbir fikrim yok. | Open Subtitles | وليس عندي أدنى فكرة عن كيفية عملها |
| Nasıl çalıştığı hakkında hiçbir fikrim yok. | Open Subtitles | وليس عندي أدنى فكرة عن كيفية عملها |
| Yani sende olan ne yok bende? | Open Subtitles | أعني ما هو الشئ الموجود عندك وليس عندي |
| Tatlı yemekleri sevmem, dekorasyona da ilgim yok. | Open Subtitles | أنا لا أحب الأشياء المحلاه وليس عندي "زينه" |
| Bu konuda elim kolum bağlı ne yazık ki ve başka bir seçeneğim yok. | Open Subtitles | أنا في مأزق هنا وليس عندي خيار أنا آسفة |