| Sorun şu ki, özel bir mülk. ve elimde bir izin yok. | Open Subtitles | المشكلة أنّها ملكيّة خاصّة، وليس لديّ أمر قضائي. |
| Başıma korkunç, akıl almayacak şeyler geldi ve elimde hiçbir kanıt yok. | Open Subtitles | شيء مريع حدث لي... لايصدق وليس لديّ إثبات... |
| 20 yıllık evlilik ve elimde hiçbir şey yok. | Open Subtitles | عشرون سنة من الزواج وليس لديّ شيء |
| Sen en iyi arkadaşlarımdan birisin ve benim hiç kız arkadaşım olmadı. | Open Subtitles | أتعلمين، أنتِ واحدة من أفضل أصدقائي وليس لديّ أصدقاء بنات |
| Ama ortada doküman yok, kanıt yok ve benim de bulmak için vaktim yok. | Open Subtitles | لكن لا توجد وثائق، لا علامات؛ وليس لديّ الوقت لإيجادها |
| ve elimde ona gösterecek bir ev yok. | Open Subtitles | وليس لديّ ما أريه إياه |
| - Çok iyi fikir Castle. Tabii kilitli olması ve elimde fazla kesici olmaması dışında. | Open Subtitles | هذه فكرة عظيمة يا (كاسل)، بإستثناء أنّه مُقفل، وليس لديّ قاطعة لسان القفل. |
| Bir günlük at sürme mesafesinde ve benim de atım yok. | Open Subtitles | أنها رحلة تتطلب يوم وليس لديّ حصان. |
| Zaman değerlidir ve benim kaybedecek hiç zamanım yok. | Open Subtitles | الوقت غالٍ وليس لديّ أيًا منه لأُضيّعه |
| Kraliçe Katherine'nin sarayının dili Fransızca, ve benim hiç Fransızcam yok. | Open Subtitles | لغه محكمة الملكة (كاثرين) هي الفرنسيه وليس لديّ معرفه بها |