| Ülken için ölmek pis ve acı doluydu. | Open Subtitles | إنـه لشيء قذر ومؤلم أن تموت من أجل بلادك |
| Eski sevgililerimizi yavaş ve acı veren bir şekilde mi unutmak zorundaydık? | Open Subtitles | عندما نتخطى الشخص لابد ان يكون ببطئ , ومؤلم ؟ |
| Kan dolaşımı eski halini aldığında denek uzun ve acılı dolu bir iyileşme sürecine girecek. | Open Subtitles | وبعودة الدورة الدموية يستعد الخاضع للتجربة لشفاء طويل ومؤلم |
| Alerjik reaksiyon olmasa yavaş ve acılı bir ölüm geçirirdi. | Open Subtitles | بدون رد الفعل التحسسى , كان سيحدث لة ذلك ويموت بشكل بطىء ومؤلم للغاية |
| Bazen zor hatta acı verici bile, ama bazen de kötü değil, hatta _BAR_eğlenceli bile olabiliyor | Open Subtitles | أحياناً اﻷمر صعب ومؤلم وأحياناً أخرى ليس بذلك السوء بل ممتع |
| Ülke liderleri, savaşın uzun ve acı verici bir mücadele olacağını biliyorlardı. | Open Subtitles | كان قادة البلاد يعرفون أن الحرب ستكون كفاح طويل ومؤلم |
| Bu çok ama, çok özel bir karışımdır, çok yavaş tesir eder ve inanılmaz acı verir. | Open Subtitles | هذا مُركب خاص جداً. ولكنه بطئ ومؤلم. |
| Sadakât önemlidir ve genellikle acı verir. | Open Subtitles | الولاء مهم, ومؤلم احياناً |
| Tüm hayatımı da alsa, yavaş ve acı ölümünü izleyeceğim. | Open Subtitles | سوف اكرس حياتي لأراها تموت موت بطيء ومؤلم اليزا |
| Kaybettiğin hafızanı geri kazandırmak için seni ayrıntılı, yoğun ve acı verici işlemlere tabi tutarlar. | Open Subtitles | سيُخضعونكِ لإستجواب قاسي ، ومؤلم بغرض إنتزاع ذاكرتكِ المفقودة |
| İncitici ve acı verici olduğu kadar, sıkıcı da elbette. | Open Subtitles | كموجع ومؤلم كما كَانَ هو، حَملَه، بالطبع. |
| Bu bağlılık içerisinde sadakatimiz, zorlu ve acılı olabilir ama bizi kurtaracak şey de yine onun işaretidir. | Open Subtitles | ديننا قد يكون صعّب , ومؤلم في التزامنا . ولاّكن علامته هيّ التي ستحّمينا |
| - Tanrım, Ross, bunu yapamam! - Tamam, hızlı ve acılı. | Open Subtitles | روس لا يمكنني فعل هذا - حسنا سريع ومؤلم - |
| İyileşmesi uzun ve acılı oldu. | Open Subtitles | سفينة شحن-عائمة فى الفضاء. تحسنها كان طويل ومؤلم. |
| En yavaş ve acılı ölüm. | Open Subtitles | - - أكثر من ذلك موت بطيء ومؤلم |
| Bunun konması çok ılık ve rahatlatıcı olsa da çekilirken çok acı verici. | Open Subtitles | أنه دافيء ومريح عندما يتم وضعه .ومؤلم جداً عند خلعه |
| Benim için bu, insanların sorduğu en üzücü ve acı verici soru, çünkü biz kurbanlar sizin genelde bilmediğiniz bir şeyi biliyoruz: Bir istismarcıyı terk etmek inanılmaz derecede tehlikelidir. | TED | بالنسبة لي، هذا هو أكثر سؤال محزن ومؤلم يسأله الناس، لأننا نحن الضحايا نعرف شيئاً لا تعرفونه أنتم: من الخطورة الشديدة أن تترك المعتدي. |
| Sadakât önemlidir ve genellikle acı verir. | Open Subtitles | الولاء مهم, ومؤلم احياناً |