| Domuz gibi yiyip de kilo almamamın nedeni de bu. | Open Subtitles | وهذا الذي يجعلني اكل مثل خنزير جائع ولا يزيد وزني |
| Kötü bir iş için biri gerekiyorsa bu adamları ararsın. | Open Subtitles | تحتاج إلى شخص ما لعمل بغيض وهذا الذي تتصل به. |
| bu hızla süregelen gelişme günümüzde Çin'in yakasını bırakmayan kirliliğe de büyük ölçüde neden oldu. | TED | وهذا التطور سريع الخطى كما ساهم بشكل كبير في التلوث وهذا الذي يخيف الصين اليوم. |
| Ve bu da beni tehlikeden koruyacak, mavi gözlü meleğim. | Open Subtitles | وهذا الذي ملاكي أزرق العيون الذي يحميني من الأذى |
| Çok tutucu bir insandı ki bu da durumu daha kötüleştiriyordu. | Open Subtitles | هو كَانَ تقليديَ جداً وهذا الذي جعل الأمر أسوأ |
| Burada bir tek onlar bize aldırmıyorlar... bu da onların sonu olacak. | Open Subtitles | إنهم الوحيدون هنا الذين لا يهتمّون بنا وهذا الذي سينهيهم |
| Yani Mcpherson sen gittikten sonra bu yüzden dükkanımı aradı. | Open Subtitles | وهذا الذي جعل مكفيرسون اتي الي محلي بعدما غادرت |
| O kadar içindesin ki seni hasta edenin bu deneye olan bağlılığın olduğunu göremiyorsun. | Open Subtitles | لا يمكنك ان ترى بنها التجربة الخاصه بك وهذا الذي سبب لك المرض . لا , من فضلك. |
| Sanırım bu benim dirsekliğim, seninki şurada. | Open Subtitles | أه، نعم، أعتقد أن هذا مسند المقعد الخاص بى، وهذا الذي يخصكِ |
| Bir saat sonra da bir arabadan aşağı atmış ve bu ölümüne sebep olmuş. | Open Subtitles | ثم قام برميها من السيارة بعد ساعة وهذا الذي قتلها |
| Fakat liderlik sıram geldi, ve bu benim hissettiğim tek yapılabilecek şey. | Open Subtitles | لكنه حان الوقت لان اقود وهذا الذي اشعر به هو فقط مجري الاحداث |
| Siz rasgelelikten utanıyorsunuz ve bu sizin farklı bakış açılarını görmenize engel oluyor. | Open Subtitles | انتي تتجنبي العشوائيه , وهذا الذي ينمعك من الاختيار بشكل افضل |
| En azından bu yukarıdaki kavgayı durdurup buraya taşmasını engelleriz ki bu öyle olacak. | Open Subtitles | على الأقل، إغلاق الأبواب سيمنع أن تطول يد النزاع بالأعلى الأرض بالأسفل هنا، وهذا الذي سيحدث |
| Şimdi, bu garip komşu çocuğu hiç anlam veremesem de seni önemseye başladı. | Open Subtitles | لأن مع جارك الطفل الغريب بدأ بالأهتمام بك, وهذا الذي لا استطيع فهمه اطلاقاً |
| Ve bu, elimizde olan bu şey, hatamı telafi etmemin tek yolu. | Open Subtitles | وهذا الذي في أيدينا هو الطريقة الوحيدة لإصلاح ذلك الخطأ |
| Yardım için geldim. İşim bu. | Open Subtitles | انا هنا للمساعدة, وهذا الذي أفعله هنا معكم الآن |
| Eğer hemen bu saçmalığa bir son vermezsek aynen de böyle olacak. | Open Subtitles | وهذا الذي سيحدث بالضبط اذا هذا الهراء لم ينتهي الان |
| Normal insanlar kanuna aykırı yaşıyorlar, ve bu, tam da benim -sizlerin- çocuklarımıza yaptığımız şey. | TED | فالناس الطبيعية تخالف القانون وهذا الذي نقوم به " انا وانت " لاطفالنا |
| Büyük hatıralar da bu şekilde çıkar. | Open Subtitles | وهذا الذي يصنع الذكريات العظيمة |
| İşte yaşlı adama verdiğin şey bu. | Open Subtitles | وهذا الذي أعطيته لوالدكِ العجوز |