| Çünkü işi halletmek için ne gerekiyorsa yapıyoruz, pek çok kişi bunu bilir. | TED | لأننا نفعل كل ما يتطلبه الأمرلإنجاز العمل، و الكثير من الناس يعرف ذلك. |
| Bu kulağa harika geliyor. pek çok insan buna katılır. | TED | يبدو هذا عظيماً، و الكثير من الناس يتفقون مع هذه الفكرة. |
| Bence bir sürü para var ve bir sürü isteyeni, dolayısıyla sanırım bir çözüm bulabiliriz. | TED | ولكن ما أرغب بقوله أنه هناك الكثير من المال و الكثير من الطلب لذلك يمكننا حقأً تحقيقه |
| Devletin verdiği izinleri ihlal ermekten, ehliyetsiz buldozer kullanmaktan ve bir sürü nedenden tutuklusun. | Open Subtitles | و لتشغيلك بلدوزر من دون رخصة و الكثير من الأشياء الأخرى |
| İddiaya giriyorum, parmak izi, DNA ve Bir çok yapışkan şeylerimiz var. | Open Subtitles | أراهن أننا سنحصل على بصمات، حمض نووي، و الكثير من الأشياء اللزجة. |
| Üzerinden bunca yıl geçmesine karşın büyük bir kısmı belirsizliğini koruyor ve birçok soru da cevapsız kalmış durumda. | Open Subtitles | و بعد كل هذه السنين جزء كبير منها لا زال غامضاً و الكثير من الأسئلة لا زالت بلا إجابة |
| Muhteşem. pek çok kişi açık veriyi bir bekçi köpeği olmak gibi görüyor. | TED | ذلك مذهل. و الكثير من الناس يرون أن البيانات العامة هي الحارس. |
| Microsoft --bu projeyi-- Evrensel Teleskop'u meslektaşlarımızdan, Jim Gray'e adamıştır. Onun yaptığı pek çok iş sayesinde bu proje gerçek anlamda hayata geçebildi. | TED | إذا مايركوسوفت.. هذا مشروع مهدى إلى " جيم غراي " وهو زميل لنا، و الكثير من العمل الذي أداه جعل هذا المشروع ممكناً. |
| İş azdı. pek çok müzisyen ek iş olarak öğretmenlik yapıyordu. | Open Subtitles | العمل كان نادرا و الكثير من الشبان أخذوا تعليم الموسيقى كعمل جانبي |
| Yani pek çok ödemesi, oğlunun okul masrafıyla ilgili sorunları var. | Open Subtitles | أعني أن الرجل لديه الكثير من الفواتير و الكثير من المشاكل أيضا مع مدخرات أبنائه المدرسية |
| sana borçlu olduğum pek çok özür ve teşekkür var. | Open Subtitles | هناك الكثير من الأعذار و الكثير من الشكر أدين له بك |
| Babanız gitti, ...ve bunun gibi pek çok şey olacak, ...nasıl çözeceğimi bilmeliyim. | Open Subtitles | والدكما قد رحل و الكثير من هذه الأمور سوف تحصل و يجب ان اعرف كيفية إصلاحهم |
| Beyaz duvarlar, beyaz zeminler ve bir sürü beyaz insan. | Open Subtitles | جدران بيضاء ، ارضيات بيضاء و الكثير من اصحاب البشرة البيضاء |
| Barlar, uzun yürüyüşler, aile yok, kız yok sadece dördümüz, bir çadır ve bir sürü bira. | Open Subtitles | ,الشراب, السير لمسافات طويلة بلا آباء, بلا فتيات ,فقط نحن الأربعة, الشلة و الخيمة و الكثير من الشراب |
| Neden saklamış? İki ceset, kayıp bir Ulusal Güvenlik ajanı ve bir sürü para. | Open Subtitles | لماذا يقوم بإخفائه؟ جثتان و عميل في الامن القومي و الكثير من الاموال. |
| - Ben, bir parça turta ve bir sürü güneş ışığı. | Open Subtitles | فقط أنا و فطيرة و الكثير من أشِعّة الشمس |
| Bir çok eğitimli insan aptaldır, ve Bir çok aptal insan sebepsiz yere kavga çıkarır, böylesi güzel bir günde. | Open Subtitles | الكثير من المتعلمين أغبياء و الكثير من الناس الأغبياء يحبون بدء معارك من دون سبب وجيه في يوم لطيف بحقّ |
| ölüm,hastalık ve diğer Bir çok şey başından geçmiş bir kişi olarak | TED | كان لها علاقة بالموت و الأمراض و الكثير من الأشياء الأخرى |
| Algoritmalar, ki bunlar muazzam bir verinin sıkıştırılmasına dayanmakta, doktorların bize daha iyi tedavi vermesine imkan sağlıyabilir, ve Bir çok şey. | TED | الخوارزميات المبنية على تحليل كم هائل من البيانات ستمكن أطبائنا من تقديم رعاية أفضل لنا و الكثير من الأشياء الأخرى |
| Belki Ellen ve birçok avcı da. | Open Subtitles | (مات (آش) و ربما (إيلين و الكثير من الصيادين |
| - Terry Lewis, Terrence Berry, ...ve birçok kişi sizi bulmak için öldü. | Open Subtitles | (غاري لويس), (تيرينس بيري) و الكثير من الرجال الآخرين ماتوا محاولين أن يعثروا عليكِ |