| Yaşamı boyunca insanlara zarar verdi ve beni öldürecekti. | Open Subtitles | يؤذي الناس من أجل لقمة العيش وكاد أن يقتلني |
| İnsanlara zarar vermesin diye. | Open Subtitles | هو يحمي هايد لكي لا يؤذي الناس |
| Yani, etrafındaki insanlara zarar verse de mi? | Open Subtitles | إذاً حتى لو هو يؤذي الناس حولك؟ |
| Huysuz çocuk, kötü tohum. İnsanları incitti. | Open Subtitles | ولد فظ، جذوره سيئة، يؤذي الناس |
| Hayat insanlara zarar veriyor, John. | Open Subtitles | العالم يؤذي الناس يا جون |
| Şiddet hiçbir şeyi çözmez, sadece insanları incitir. | Open Subtitles | العنف لا يحل أي شيء ، إنه يزيد الأمور سوءا أنه فقط يؤذي الناس ، هناك طرق أخرى |
| Bir kahraman, gücünü kötüye kullanan ve masum insanları inciten biri değildir. | Open Subtitles | خانوا قسم الشرف الذي أقسموا جميعا على الحفاظ عليه البطل ليس شخصا يسيء إستخدام سلطته و يؤذي الناس البريئين |
| Babandan. Baban insanlara zarar veriyor. | Open Subtitles | إنهُ يؤذي الناس |
| insanlara zarar veriyor! | Open Subtitles | إنهُ يؤذي الناس |
| Şu anda insanlara zarar veren tek kişi Faraday'dir. | Open Subtitles | الوحيد الذي يؤذي الناس الآن هو (فاراداي) |
| İnsanlara zarar verdiğini bilmiyordum. | Open Subtitles | لم أكن أعلم أنه يؤذي الناس |
| İnsanlara zarar vermeye başladı. | Open Subtitles | لقد بدأ يؤذي الناس. |
| Huysuz çocuk. Kötü tohum. İnsanları incitti. | Open Subtitles | ولد فظ، جذوره سيئة، يؤذي الناس |
| İnsanları incitti. | Open Subtitles | وإذا به يؤذي الناس |
| - Bu adam insanlara zarar veriyor. | Open Subtitles | -هذا الشخص يؤذي الناس -حسناً |
| O insanları inciten birisi. | Open Subtitles | وهو نوع من الرجل الذي يؤذي الناس. |