| Size garanti edebilirim ki bu talihsiz karışıklık tamamıyla son bulmuştur. | Open Subtitles | استطيع أن اضمن لكم بأن خيبة الأمل التي يؤسف لها قد انتهت |
| Kocanızın talihsiz vefatı size epey büyükçe bir mülk bıraktı. | Open Subtitles | بالرغم أن وفاة زوجك يؤسف له... إلا أنه ترك لكِ ممتلكات ضخمة. |
| Müdür Bey'in davranışı çok talihsiz. | Open Subtitles | ...ان المراقب يعرف أن مانفعلة شىء يؤسف لة |
| Bu gerçekten de talihsiz olay Jon. | Open Subtitles | هذا أمر يؤسف له، جون، حقا. |
| Ne yazık ki büyük sıkıntılar doğuracak bir işe girişiyor. | Open Subtitles | ومما يؤسف له انه تشرع للمؤسسة التي من شأنها أن تتسبب في قدر كبير من الالم |
| Ne yazık ki hastalandı ev artık ödeyemeyecek durumda. | Open Subtitles | ومما يؤسف له، أنه مريض وأنه لم يعد يطيق لتغطية بعد الآن |
| Batırdı, talihsiz bir durum. | Open Subtitles | وقالت انها ثمل، ومما يؤسف له. |
| Çok talihsiz. | Open Subtitles | يؤسف له |
| Ne yazık ki bu senin yaşındaki çocuklarda çok nadir görülüyor. | Open Subtitles | ومما يؤسف له أن ذلك نادر جداً لدى في الأطفال ممن هم في مثل عمرك |
| Ne yazık ki kendisi konuşamıyor. | Open Subtitles | .مما يؤسف له انه لا يستطيع التحدث |