| Şu anda yapabileceği tek şey damdan yuvarlanıp, boynunu kırmak olabilir. | Open Subtitles | ركوب الخيل؟ لكن الشيء الوحيد الذي يمكنه القيام به الآن هو أن يتدحرج من ذلك السقف ويكسر عنقه |
| Bebeğim, bir saniye. Sahnede yuvarlanıp duran bir bebeği seyrediyormuşsun gibi. | Open Subtitles | وكأني أرى رضيع يتدحرج على المسرح - حبيبي، ثانيتان لا أكثر - |
| Veya "B", yüzüme pençeyi yiyip yerde yuvarlanıp ölebilirim. | Open Subtitles | أو (ب)___أضرب المخلب فى الوجه ثمّ يتدحرج على الأرض و يموت |
| Doğa, sıçraması gereken ufak bir kurbağa yerine neden yürüyen ve yuvarlanan bir kurbağa ortaya çıkarır ki? | Open Subtitles | لِمَ خلقَ الباريء ضفدعاً صغيراً.. يمشي وَ يتدحرج بدلاً من أن يقفز؟ |
| Tepeden yuvarlanan bir fasulye konservesine benziyordu. | Open Subtitles | كان يبدو مثل حبة الفاصولياء المتدحرجة يتدحرج نحو أسفل التلة |
| Whoa! Nasıl da Yuvarlanıyor! Oh! | Open Subtitles | انظر اليه انه يتدحرج سكينتي الجيدة, زوجتي ستقتلني |
| SUV almak istedi, ama o şeyler Yuvarlanıyor, adamım. | Open Subtitles | ،لقد أرادت سيارة رياضية لكن هذا النوع يتدحرج يا رجل |
| Kaybeden yokuştan aşağıya çıplak yuvarlanır? | Open Subtitles | الخاسر يتدحرج من فوق المنحدر عارياً؟ |
| Hawking'in yuvarlanıp düşeceğinden korkmuyorlar mı? | Open Subtitles | ألا يخافون أن يتدحرج (هاوكنج) من على ظهر السفينة؟ |
| - yuvarlanıp gitmesin. - Tamam. | Open Subtitles | لاتدعيه يتدحرج بعيدا لا. |
| Sence kafanın caddede yuvarlanıp kanalizasyona düştüğünü hayal eden biriyle sonunda aranın düzelmesi mümkün mü sence? | Open Subtitles | هل تعتقد أنّه من الممكن أنْ تكون في مكان جيّد في نهاية المطاف... مع الشخص الذي تتخيل أنّ رأسه يتدحرج في الشارع... ومن ثمّ إلى الصرف الصحي؟ |
| Dürüstçe söylemem gerekirse, dostum bana göre güvertede yuvarlanan serseri bir mayınsın! | Open Subtitles | قد اكون جريئاً لقولها يا صديقي كما اراها الآن أنت كمدفع طليق يتدحرج على ظهر السفينة |
| "nehirden aşağıya yuvarlanan küçük bir taş gibi" anlamına geliyor | Open Subtitles | إنه يعني حجر صغير يتدحرج في النهر |
| ÇakıI taşı gibi Yuvarlanıyor. Ve bir çakıI taşı gibi sıçrar. | Open Subtitles | يتدحرج كالحصاة ويرتد كالحصاة. |
| O şeyler Yuvarlanıyor, bebeğim. | Open Subtitles | لكن هذا النوع يتدحرج يا عزيزتي ! |
| Nelson nehre yuvarlanır, yerinden fazla uzaklaşır. | Open Subtitles | ثلاثة: يتدحرج (نيلسون) إلى أسفل الجدول، مبتعداً عن علامته |