| Araştırma ayrıca şunu bile gösteriyor ki, tuğla duvarları gören yerlerde yatan hastalar, ağaçları gören yerlerde yatanlardan daha yavaş iyileşiyor. | TED | كما أظهرت أن مرضى المستشفيات الذين لديهم مناظر جدارية يتعافون بشكل أبطأ من أولئك الذين لديهم مناظر الأشجار. |
| Sonuca göre cilt kanseri hastalarının %98'i tamamen iyileşiyor. | Open Subtitles | اتضح أن 98 بالمئة من المصابين بسرطان الجلد يتعافون |
| Ve ne yazık ki bunun nedeni iyileşiyor olmaları değildi. | TED | ولسوء الحظ، لم يكن هذا لأنهم يتعافون. |
| - Bazen öylece dalıp bir şeyleri çözmen gerekir. Asgardlılar bizden hızlı iyileşirler. | Open Subtitles | والآن، إن سكان "آزجارد" يتعافون أسرع منا. |
| Asgardlılar bizden hızlı iyileşirler. | Open Subtitles | والآن، إن سكان "آزجارد" يتعافون أسرع منا. |
| Ama her zaman iyileşirler. | Open Subtitles | فهم يتعافون دائما. |
| Nasıl olduğunu bilmiyoruz ama herkes iyileşiyor. | Open Subtitles | إننا لا ندري كيف، ولكن الجميع يتعافون. |
| Ama insanlar artık iyileşiyor. | Open Subtitles | و لكن الناس يتعافون الآن |
| İnsanlar burada iyileşiyor. | Open Subtitles | الناس يتعافون هنا |