| Daha fazla bilgiye ihtiyacım var, ve sen de onun hayatında olup biten her şeyi öğrenebiliyorsun, yani beni bilgilendirebilirsin. | Open Subtitles | أريد مزيداً من المعلومات وأنا مطلعٌ على كل شيءٍ يجري في حياتها لذا يمكنكَ أن تزودني بهذه المعلومات |
| Bir zamanlar sen hayatında olup biten her şeyi ve hayatına giren herkesi benimle paylaşırdın. | Open Subtitles | كان هناك زمن كنتِ تشاركيني فيه بكل ما يجري في حياتك ومَن كان فيها |
| Bu davayla ilgili pis olaylar dönüyor. | Open Subtitles | اعتقد بأنه هناك أمر قذر يجري في هذه المحاكمة |
| Bilmiyorum, ama o hapishanede garip şeyler dönüyor. | Open Subtitles | لماذا؟ أنا لا أعرف , ولكن شيئا ما يجري في هذا السجن |
| Ve biz bir şeyi okunaksız hale getirdik. Ve bu yarattığımız dünyada gerçekten neler olup bittiğini tamamen kaybettik. | TED | نحن نقدم شيئاً .. غير مقروء .. لقد فقدنا ادراكنا لما يجري في هذا العالم الذي يدور من حولنا |
| İçerde ne olup bittiğine dair haber alıncaya kadar, harekete geçmeden beklemenizi emrediyorum. | Open Subtitles | ولكن حتى تزودوني بالمزيد من المعلومات عمّا يجري في الداخل إنكم مكلفون بالإحجام عن شن أي هجوم |
| Bir boşluğun ortasındaki küçük bir kasabada neler oluyor ve neden başa çıkamıyorsun? | Open Subtitles | أخبرني ماذا يجري في البلدة الصغيرة في المكان المجهول ولماذا لا تستطيع معالجته |
| Kültürümüze neler olduğu, ülkemizde neler olduğu, dünyada bizim adımıza yapılan zalimlikler konusunda, öfke hissimizi, nefretimizi ve ızdırabımızı kaybetmiş durumdayız. | TED | لقد فقدنا إحساسنا بالحنق، غضبنا وألمنا ومايجري في ثقافتنا الآن، بما يجري في دولتنا، الفظاعة التي يتم ارتكابها حول العالم باسمنا. |
| Bu yeni kutunun içerisinde neler döndüğünü merak ediyorlar. | TED | يريدون أن يعرفوا، ما الذي يجري في هذا الصندوق الجديد؟ |
| Belki olup biten bütün bu çılgınca şeyler yüzünden vasiyeti falan halledilsin istedi. | Open Subtitles | ولا يعلم ما يملكهُ من الوقت. رُبما كان يُريد كتابة وصيتهِ وجمع اغراضه فقط بسبب ما يجري في العالم من تفاهات. |
| Oğlumun hayatında olup biten her şeyi bilirim ben. | Open Subtitles | ليس هناك شيء يجري في حياة أبني لا أعرفه |
| Lori haklıydı. Hayatında olup biten hiçbir konuda sorumluluk alamıyorsun. | Open Subtitles | لوري) كانت محقة بك) لا يمكنك أن تتحمل مسؤولية اي شيء يجري في حياتك |
| Pijama partilerinizde neler dönüyor bilmiyorum. | Open Subtitles | لا أدري ، لا اعلم بما يجري في سهرات الأصدقاء |
| Bu köyde bizim bilmediğimiz bir şeyler mi dönüyor? | Open Subtitles | هل هناك شيء يجري في هذه البلدة ونحن لا نعرف عنه؟ |
| Ciddi şekilde dünyada olup bitenlere daha fazla önem vermelisin. | Open Subtitles | عليكَ أن تكون متيقظًا أكثر لما يجري في العالم حولك |
| Fakat, aynı zamanda dünyada daha emin hareket etmemize yardım eden başka bir şeyler oluyor. | TED | ويوجد أيضًا شيء آخر يجري في العالم الذي يساعدنا على التحرك عبر العالم بطريقة آمنة. |
| Filmlerimde ne olup bittiğine dair hiçbir fikirlerinin olmadığını söylemelerinden bıktım. | Open Subtitles | بعض أفراد فريق العمل أخبروني أنهم لا يوجد لديهم أي فكرة عن ما يجري في أفلامي |
| Friedrich Strasse'de ne olup bittiğine dair bilgi edinir edinmez Kremlin'e aktardım." | Open Subtitles | وبمجرد حصولي على المعلومات كنت أبلغ الكرملين بما كان يجري في "فريدريش شتراسه |
| Ne durumda olduklarını merak ediyorum. Hayatlarında neler olup bittiğini öğrenmek istiyorum. | Open Subtitles | أريد أن أعلم كيف حالهم أريد أن أعرف ما يجري في حياتهم |
| Sen o kadar planlama yaparken dışarıda neler oluyor biliyor musun? | Open Subtitles | ،بما أنك تخطط و ترتب أتعرف ما الذي يجري في العالم؟ |
| Sanki ailesinde neler olduğu hakkında hiç bir fikri yokmuş gibi. | Open Subtitles | . انه مثل ليس لديه اي فكرة عن ماذا يجري في هذه العائلة |
| ..küçük beynin içinde neler döndüğünü öğrenmek için can atıyorum. | Open Subtitles | ماذا يجري في هذا المخ الصغير... من إنفعالات تنتظر هناك. |