| Bu beni üzüyor, efendim. | Open Subtitles | يحزنني ذلك يا سعادة القاضي، لأن هذا الرجل قد صلح حاله |
| Yarışmaya katılma tarihinin geçmiş olduğunu söylemek beni üzüyor. | Open Subtitles | يحزنني أن الموعد النهائي للدخول للمسابقة قد مر عليه الوقت |
| Francis'i seçmene üzüldüm... zayıf, beceriksiz bir kralı... | Open Subtitles | يحزنني انكِ اخترتي فرانسيس ملك ضعيف ومختل |
| Her ne kadar beyimizi her zamanki 14 saatlik uykusundan mahrum bırakmak acı verse de, kendisinin bir randevusu var. | Open Subtitles | بقدرِ ما يحزنني حرمانُ جلالتكَ من القيلولة التي دامت 14 ساعة متواصلة ولكن لديكَ موعدُ. |
| Yetişkin bir adamın altına işediğini görmek kadar üzücü bir şey olamaz. | Open Subtitles | لا شيء يحزنني أكثر من رؤية رجل بالغ . يتبول في ملابسه الداخلية |
| Beni üzen şey kendimi aptalca astırdığım için karımın beni asla affetmeyeceğini düşünmek. | Open Subtitles | ما يحزنني هو التفكير بأن زوجتي لن تسامحني على ذهابي نحو المشنقه |
| Devlet okullarındaki sistemin onu bu hale getirmiş olmasına gerçekten de üzülüyorum. | Open Subtitles | يحزنني أن نظام المدارس الحكومية أفشله بهذا الشكل |
| Ancak üzülerek belirtirim ki, böyle büyük bir ev için personelimiz az. | Open Subtitles | لكن يحزنني أن لدينا موظفين أقل مما يحتاجه منزل كهذا |
| Bunu söylemek beni üzüyor, fakat Ölüm Gözcüsü son derece ciddi bir tehdittir. | Open Subtitles | يحزنني ان اقول لكن حارس الموت الان ذو اهمية , تهديد مميت |
| İster inan, ister inanma ama beni üzüyor, çünkü bir ara bütün bunlara bir gün bakıp, gülebileceğimizi sanmıştım. | Open Subtitles | نوعاَ ما يحزنني ذلك صدق أو لا لأنني اعتقدت عند نقطة ما يوماَ ما قد أنظر خلفي لكل هذا وأضحك |
| İdam cezası almış olman beni üzüyor. | Open Subtitles | يحزنني أنك ستحصل على عقوبة الإعدام |
| Bu beni üzüyor çünkü gerçektende öyle yapıyorsun. | Open Subtitles | هذا يحزنني لأنك تقوم بهذا فعلا. |
| Size bunu bildirmek beni üzüyor ancak Henan'daki 30 milyon insanın yemek için yeterli yiyeceği yok. | Open Subtitles | يحزنني إبلاغك أنّ 30 مليون شخص في "هنان" ليس لديهم طعام كافي ليأكلوا. |
| O kadının ölümüne çok üzüldüm. | Open Subtitles | نبأ وفاة هذه المرأة الشابة يحزنني. |
| Annen için çok üzüldüm. | Open Subtitles | يحزنني ما جرى لأخيك |
| Senin dağılışını görmek acı vermiyor mu sanıyorsun? | Open Subtitles | أتظنيني أنه لا يحزنني أن أراك على هذه الحال؟ |
| Bana asıl acı veren 1.3 milyar kişinin içinden sizlerin çıkması. | Open Subtitles | -أنا لا يحزنني سوى شيء واحد -أن بلد يصل عدد سكانها 130 كرور |
| Tanrım, diğer erkeklerden farkın yok. Asıl üzücü olan, senin farklı olduğunu sanmamdı. | Open Subtitles | أنت تماما مثل الأشخاص الأخرين ما يحزنني يا ديلين أنا إعتقدت أنك سوف تكون مختلفا عنهم |
| Beni üzen de o, bunlar hayatımın en güzel yılları. | Open Subtitles | وهذا ما يحزنني أنني في أحسن سنين عمري |
| Onları evde buraktığım için çok üzülüyorum. | Open Subtitles | انه لا يحزنني بأن ادعهم يعيشون وحدهم |
| üzülerek söylüyorum ki, kendimi de kaybetmiştim. | Open Subtitles | و يحزنني قول أنني فقدت طريقي |
| Bu tavrınız beni üzdü fakat bunu bekliyordum. | Open Subtitles | موقفك يحزنني بالرغم من أنني كنتُ خائفاً بأن يكون كذلك |
| Şimdi beni üzse de canını yakacağım. | Open Subtitles | أشعر الأن بأنني مضطر لإيذائك وهذا أمر يحزنني |
| Sizi veya başka bir centilmeni bekletmek beni çok üzüyor. | Open Subtitles | يحزنني لإبقائك أنت أو أياً من السادة منتظرين |