| O, çocuğunun ölümünün yasını tutan bir babaydı ve sen ondan faydalandın. | Open Subtitles | لقد كانَ مجردَ أب يرثي وفاة طفلهِ، وأنتَ قمتَ بإستغلالِ ذلك. |
| Ruh eşinin yasını tutuyor. Bu dünyadan ayrılamıyor. | Open Subtitles | يرثي توأم روحه، غير قادر على تجاوز الكارثة. |
| Şövalyesinin yasını tutmayan ve kalesini inşa etmeye devam eden bir kral. | Open Subtitles | ملك لا يرثي لفارسه وبعدها يواصل تشييد قلعته |
| Tangshan depreminde ölen 240.000 kişinin yasını tutan bu film Anka kuşu gibi küllerinden doğarcasına uyanan ve yeniden yapılanan büyük şehir Tangshan'a ithafen yapılmıştır. | Open Subtitles | هذا الفيلم يرثي 240000 "ضحايا زلزال "تانجشان و كما تنهض العنقاء من الرماد هذا الفيلم يوثق لإعادة "بناء مدينة "تانجشان |
| Bütün dünya ve ülke pederin yasını tutarken ailesi ve dostları bu büyük acıyı çok daha derinden hissediyorlar tabii. | Open Subtitles | . ولكن في الوقت الذي يرثي الوطن هذا الرجل العظيم هناك... معاناة شخصية، |