| ve ilk deneğin internetten kıtalararası gönderdiği mesajın ne olduğunu kelimelerle ifade edebiliyor. | TED | وكان قادرًا كليًّا على تحديد الرسالة التي كان يرسلها المجرب عليه الأول من خلال الإنترنت عبر القارات. |
| Depremzedelere insanların gönderdiği yardımlarla... ilgili kişiler. | Open Subtitles | هي الأشياء التي يرسلها الناس لمساعدة ضحايا الزلزال. |
| Liedholm Parling'e gönderiyor, Parling yavaşça | Open Subtitles | ليندهو يرسلها الى بارلنك وبارلنك تمرير خاطفة |
| Sonra karısına göndermeye çalıştığı bir mektup ele geçirildi. Başka birini bul. | Open Subtitles | ولكنهم أعترضوا رسالة كان يرسلها لزوجتة |
| Bana doğum günü hediyesi göndermedi. | Open Subtitles | أتعتقدُ أنه لم يرسلها إليّ ؟ -لماذا قد يُرسلها إليك ؟ - اُنظر إلى هذا .. |
| Mirasıyla ilgilenen avukata birine göndermesini söyledi. | Open Subtitles | لقد أبلغت المحامي الذي يتولى الوصية أن يرسلها لشخص ما |
| Bu, o avukata yolladığı üçüncü parça. Başımın belası. | Open Subtitles | هذه ثالث قطعة يرسلها للمحامية، إنه مزعج للغاية |
| Nereden yolluyor peki? | Open Subtitles | من أين كان يرسلها ؟ |
| Bankadaki 7,000 mark ile birlikte yangında kurtulan kadının kızına göndersin. | Open Subtitles | ينبغي أن يرسلها يجانب مبلغ 7،000 إلى البنك من أجل الفتاة التي أنقذت الحريق |
| Senin vücudunun göndermediği sinyalleri. Vücudunu ne kadar iyi korumuş olursan ol. | Open Subtitles | أشارات لا يرسلها جسدك مهما حاولتي أبقاءة إلى جانبك. |
| Anderson'un gönderdiği plakanın bir bölümünü ortaya çıkardık. | Open Subtitles | كابتن , لدينا جزء من العلامةالتي يرسلها اندرسون |
| Yani elimizdeki tek şey, onun size gönderdiği mesajlar. | Open Subtitles | الخيط الوحيد الموجود لدينا هي الرسائل القصيرة الرسائل التي كان يرسلها لكم |
| Mürettebatın acil durumlarda yüzeye gönderdiği bir işaret. | Open Subtitles | إنها إشارة يمكن لأحد من طاقم الغواصة ان يرسلها إلى السطح في حالات الطواريء |
| Kast ettiğim Russell'ın bana gönderdiği e-postadakiler gibi değil. | Open Subtitles | و انا لا اقصد تلك الصور التى يرسلها لى راسل |
| Stajyer onu bir ruh doktoruna gönderiyor. | Open Subtitles | طبيب الباطنة يرسلها لطبيب نفسي و طبيب نفسي يحولها لآخر |
| Kapanış saatindeyse dışarıya çıkıyor ve göbeği onları eve gönderiyor. | Open Subtitles | وفي وقت الاغلاق تخرج والبطن يرسلها للبيت |
| Onu Kanada'ya göndermeye çalışmış. | Open Subtitles | كان يحاول أن يرسلها ألى كندا |
| Şimdi de Harvey onu hapse göndermeye hazırlanıyor. | Open Subtitles | والأن (هارفي) مستعد ان يرسلها للسجن لأجل ذلك |
| Belki de onu hiç göndermedi. | Open Subtitles | أعني ، أعني ربما لم يرسلها أصلاً |
| Onu Yönetici göndermedi. | Open Subtitles | لم يرسلها المدير. |
| Mirasıyla ilgilenen avukata birine göndermesini söyledi. | Open Subtitles | لقد أبلغت المحامي الذي يتولى الوصية أن يرسلها لشخص ما |
| Hepsini eve götürseniz iyi olur. Hapishanenin göndermesini istemiyorum. | Open Subtitles | -يجدر بكم أخذها المنزل, لا أريد أن يرسلها السجن |
| McCarthy'nin Fayed'e yolladığı senin fotoğrafınmış. | Open Subtitles | الصورة التي كان يرسلها "ماكارثي" إلي "فايد" هي صورتك |
| Doktor Russell onu sana başka bir yerden yolluyor, değil mi? | Open Subtitles | (رسل) يرسلها إليكِ من مكانٍ ما، صح؟ |
| Bankadaki 7,000 mark ile birlikte yangında kurtulan kadının kızına göndersin. | Open Subtitles | ينبغي أن يرسلها يجانب مبلغ 7،000 إلى البنك من أجل الفتاة التي أنقذت الحريق |
| Geçen sene yapayalnız öldüğünde, eşyalarını araştırırken hiç göndermediği bu mektubu buldum. | Open Subtitles | ، عندما توفي السنة الماضية وحيداً كنت أفتّش أغراضه و وجدت هذه الرسالة التي لم يرسلها أبداً |