| Görme özürlüler topluluğu teknik sınırları ve yol göstericileri keşfediyor. | TED | عالم فاقدي البصر يستكشف هذا الحد التقني والمستكشف. |
| Şakacılıkta saklanan içerlemelerden, o maskelerin cazibesi tartışmalarına, eserleri duygu ve görgü kurallarının şaşırtıcı çatışmasını keşfediyor. | TED | من الاستياء المُعبّر عنه بداعابات إلى الجدال الذي يضمر الانجذاب، يستكشف عملها التصادم المذهل بين العواطف واللّباقة. |
| Suyun üstünde olup adayı keşfetmeye bayılırdı. | Open Subtitles | لقد احبَ أن يكونَ في البحر يستكشف الجزيرة |
| Bu Yer-Yön hücrelerinin, hayvan etrafta keşif yaparken tam olarak nerede olduğu kararını vermesinin açıklamasıdır. | TED | وبالتالي تلك هي الطريقة التي نعتقد أن الخلايا المكانية تستخدمها لتحديد أين يوجد الحيوان وهو يستكشف ما حوله. |
| Yaklaşık bir yıl önce ortaya atılan bu fikirleri keşfeden bir projenin adı da "İyi Hissediyoruz." | TED | مشروعنا الذي يستكشف هذه الأفكار، الذي أنجزناه قبل حوالي سنة مضت، يسمى نشعر بتحسن. |
| Şu anda istediğimiz son şey, başka bir aceminin içindeki Nikita'yı keşfetmesi. | Open Subtitles | حول امكانية ان يكون الهدف شخصية طيبة و آخر مانريده الأن هو مجند جديد (آخر يستكشف من الداخل لـ (نيكيتا |
| Katil üssü gözlüyordu. | Open Subtitles | كان القاتل يستكشف القاعدة؟ |
| Gezegenimizde ya da ötesinde, bilim doğayı her yönüyle keşfediyor. | Open Subtitles | العلم يستكشف جميع جوانب الطبيعة، سواء على كوكبنا أو أبعد من ذلك، |
| Neden o embesille keşfediyor aklım almıyor. | Open Subtitles | أنا فقط لا أفهم لما هو "يستكشف" مع هذا الخاسر |
| Saldırgan vücudu bıçakla keşfediyor olabilir. | Open Subtitles | الجانى من الممكن كان يستكشف الجسد بسكين |
| Hindistan'ı keşfediyor. | Open Subtitles | انه يستكشف الهند |
| Bu kitap, anatomiden yaşamı boyunca büyülenmesini sağlamıştı; sonraki çalışmalarında bunu kafatası, kas telleri ve bağırsaklarla ortaya koydu, bu da ötekileştirilmiş vücutların gücünü ve kırılganlığını keşfediyor. | TED | وهذا ما بدأ افتتانه الذي استمر طوال الحياة بعلم التشريح الذي ظهر جليًا في الجماجم والأوتار والأحشاء التي احتوتها أعماله اللاحقة - تلك الأعمال التي كان يستكشف من خلالها مواطن القوة والضعف للفئات المهمشة. |
| Açık arttırmayı kazananları keşfetmeye çıktığını düşünüyoruz destek çağırdık ama bizim şimdi harekete geçmemiz gerekiyor. | Open Subtitles | نحن نعتقد أنه يستكشف عن الرابحين في المزاد حتى يسرق غرفهم إستدعينا الدعم، لكن علينا التحرك الآن |
| Randy'de merak ettiği şeyleri keşfetmeye karar verdi. | Open Subtitles | و ( راندي ) قرر أن يستكشف الأشياء الذي كان فضولياً بشأنها |
| Ve bir hafta sonra, Brezilya'ya mağara keşif turuna katıldı. | Open Subtitles | وبعدها باسبوع كان يستكشف كهف في البرازيل |
| Zavallı aklı bir keşif içinde. | Open Subtitles | عقلها يحاول أن يستكشف ما حولها |
| Dinlemekte olduğunuz şey, görsel olarak aynı, üç farklı sanal küreyi keşfeden maymunun beyninin sesi. | TED | ما تسمعونه هو صوت دماغ هذا القرد وهو يستكشف ثلاث نطاقات مختلفة متجانسة بشكل بصري في فضاءٍ افتراضي. |
| İsa'nın hikayesini, İsa'nın hayatını keşfeden bir sinemacının bakış açısından anlatmak istiyorum. | Open Subtitles | أريد أن أروي قصته من منظور صانع أفلام يستكشف قصة المسيح |
| Martin'e, dünyayı keşfetmesi için, Sevgiler, Baban. | Open Subtitles | إلى ( مارتن ) الذى قد يستكشف العالم بأكمله يوماً ما مع حُبى أباكِ |
| - Belki burayı da gözlüyordu. | Open Subtitles | حسنا , اذن ربما كان يستكشف |