Şuna bak. el sıkışıyor, bebekleri öpüyor. | Open Subtitles | أنظروا إليه، يصافح الأيدي و يقبّل الأطفال. |
Bizim komiserimiz aşırı dindar bir Müslümanla el sıkışıyor. | Open Subtitles | يصافح يد مسلم معروف بأنه متطرف |
Erkeklerle tokalaşıyor, kadınların kaba etlerine vuruyor. | Open Subtitles | يصافح الرجال ويضرب النساء على مؤخرتهم؟ |
İntihar şeytanla tokalaşıyor efendim. | Open Subtitles | (سويسايد) يصافح الشيطان ،يا سيّدي. |
Güvenlik hattında birkaç tokalaşma, belediye başkanıyla tanışma. | Open Subtitles | يصافح البعض علي امتداد صف الأستقبال, يقابل المأمور |
Hiç el sıkışan bir ceset gördün mü? | Open Subtitles | هل رأيت سابقاً أن أحد ما يصافح جثة؟ |
El sıkışmaz. | Open Subtitles | إنه لا يصافح |
Cross, üç VİP'in elini sıkarken. | Open Subtitles | كروس هنا يصافح ثلاثه من الاشخاص المهمين . |
Meşe ağaçlarıyla el sıkışıyor ve teleskopuyla Almanya'yı görebildiğini söylüyor. | Open Subtitles | يصافح أشجار البلوط ويدعي أنه يمكنه رؤية (ألمانيا) من خلال منظاره |
- Başkanla el sıkışıyor. | Open Subtitles | إنه يصافح الرئيس |
Stark, Valentino ile el sıkışıyor. | Open Subtitles | (ستارك) يصافح (فلانتينو) |
Costas, çok sert el sıkışıyor diye duydum. | Open Subtitles | سمعت أن (كوستاس) يصافح بشدّة |
İnsanlarla tokalaşıyor. | Open Subtitles | يصافح الجماهير |
Bir kaç tokalaşma, sonra podyuma yaklaşık yedi dakika konuşacağı yere gidiyor. | Open Subtitles | يصافح البعض , ثم يشق طريقه إلى المنصة حيث سيتحدث لمدة 7 دقائق |
Hiç el sıkışan bir ceset gördün mü? | Open Subtitles | هل رأيت سابقاً أن أحد ما يصافح جثة؟ |
El sıkışmaz. | Open Subtitles | -لا يصافح أحد |
Başkanın elini sıkarken... | Open Subtitles | إنه يصافح الرئيس |